<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İTİMAT GLOBAL</title>
	<atom:link href="https://www.itimatglobal.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.itimatglobal.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 14 Oct 2026 09:38:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.5.23</generator>

<image>
	<url>https://www.itimatglobal.com/wp-content/uploads/2019/05/cropped-favicon-32x32.png</url>
	<title>İTİMAT GLOBAL</title>
	<link>https://www.itimatglobal.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>YAP-SAT İŞLETMELERİNDE FİKTİF KÂRIN VERGİLENDİRİLMESİ VE BİR ÇÖZÜM ÖNERİSİ: SATIŞ TARİHİNDEKİ RESMÎ YAPI BİRİM MALİYETİNE DAYALI “YERİNE KOYMA” YÖNTEMİ</title>
		<link>https://www.itimatglobal.com/yap-sat-isletmelerinde-fiktif-karin-vergilendirilmesi-ve-bir-cozum-onerisi-satis-tarihindeki-resmi-yapi-birim-maliyetine-dayali-yerine-koyma-yontemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aydın Dede]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Oct 2026 09:21:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İtimat Global Makaleler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.itimatglobal.com/?p=12341</guid>

					<description><![CDATA[Aydın DEDE Yeminli Mali Müşavir, İtimat Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş. ÖZ Konut ve işyeri inşa ederek satan (yap-sat) işletmelerde vergiye esas kazanç, satış bedeli ile yıllar önce oluşmuş tarihî maliyet arasındaki fark üzerinden hesaplanmaktadır. Yüksek enflasyon döneminde yapım maliyetlerinin satışa kadar katlanarak artması, 2025–2027 hesap dönemleri için enflasyon düzeltmesinin askıya alınması ve sektörde işçilik giderlerinin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Aydın DEDE</strong></p>
<p>Yeminli Mali Müşavir, İtimat Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.</p>

<p><strong>ÖZ</strong></p>

<p>Konut ve işyeri inşa ederek satan (yap-sat) işletmelerde vergiye esas kazanç, satış bedeli ile yıllar önce oluşmuş tarihî maliyet arasındaki fark üzerinden hesaplanmaktadır. Yüksek enflasyon döneminde yapım maliyetlerinin satışa kadar katlanarak artması, 2025–2027 hesap dönemleri için enflasyon düzeltmesinin askıya alınması ve sektörde işçilik giderlerinin önemli bir bölümünün yapısal nedenlerle belgelendirilememesi, nominal kârın büyük kısmının aynı yapıyı yeniden üretmek için gereken kaynağa karşılık geldiği bir tablo doğurmaktadır. Bu çalışma, sorunu resmî verilere dayalı bir örnek proje üzerinden sayısallaştırmakta ve vergiye esas yapım maliyetinin, satış tarihinde geçerli Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yapı yaklaşık birim maliyetlerinden genel gider ve yüklenici kârı ayrıştırılarak türetilecek standart bir “yerine koyma maliyeti” ile belirlenmesini önermektedir. Resmî serilerle kurulan temsili senaryoda, satış yılı kurumlar vergisinin standart yerine koyma maliyetine göre tanımlanan üretim marjına oranı, hiç enflasyon düzeltmesi yapılmayan karşılaştırma senaryosunda %44,2; 2024 sonuna kadar düzeltme yapılan mevcut hukuk senaryosunda %36,2’dir. Önerilen yöntemde bu oran tanım gereği kanuni oran olan %25’e iner; mevcut düzeltme, karşılaştırma senaryosuna göre fazla verginin yaklaşık %41,5’ini gidermektedir. Önerinin amacı bir teşvik sağlamak değil, matrahı eşdeğer fiziki üretim kapasitesinin korunmasını esas alarak tanımlamaktır; öneri mali güce göre vergilendirme ilkesi, Danıştay’ın maliyet artırımına ilişkin içtihadı ve yenileme fonu gibi mevcut kurumların ortak mantığıyla temellendirilmekte; sahte belge talebini azaltma, gerçek satış bedelinin beyanını kolaylaştırma ve kayıt dışılıkla mücadele boyutları ayrıca ele alınmakta ve VUK’a eklenecek madde taslağı sunulmaktadır.</p>

<p>Anahtar Kelimeler: Yap-sat, kat karşılığı inşaat, fiktif kâr, enflasyon düzeltmesi, yerine koyma maliyeti, yapı yaklaşık birim maliyeti, kayıt dışı ekonomi, VUK 275.</p>

<p><strong>1. GİRİŞ</strong></p>

<p>Türk vergi sisteminde ticari kazanç, dönem sonu ve dönem başı öz sermaye farkı esasına, iktisadi kıymetlerin değerlemesi ise Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) maliyet bedeli ölçüsüne dayanır. Bu yapı, fiyat istikrarının bulunduğu bir ekonomide vergilendirilebilir kazancı doğru ölçer. Fiyatlar genel düzeyinin yılda %30–65 arttığı, inşaat girdi fiyatlarının beş yılda sekiz kata yaklaştığı bir ortamda ise aynı yapı, kazanç görünümündeki bir sermaye aşınmasını vergilendirmeye başlar. Bu olgu literatürde “stok kârı” veya “fiktif kâr” olarak adlandırılır; enflasyonun vergi matrahı üzerindeki bozucu etkileri, borçların reel değerindeki azalma da hesaba katılarak, uluslararası yazında ayrıntılı biçimde ele alınmıştır (Bulow ve Shoven, 1982; Beer, Griffiths ve Klemm, 2023).</p>

<p>Sorun, üretim süresi uzun ve stokta bekleme süresi belirsiz olan konut ve işyeri üretiminde diğer sektörlere göre daha ağır hissedilir. Yapım 18–30 ay sürer; tamamlanan bağımsız bölümlerin satışı piyasa koşullarına göre iki-üç yılı bulabilir. Bu süre boyunca maliyet kayıtlarda tarihî tutarıyla kalırken satış fiyatı güncel piyasaya göre oluşur. Sonuç, örneğin m² maliyeti 10 bin TL iken 70 bin TL’ye satılan bir konutta 60 bin TL nominal kâr ve 15 bin TL kurumlar vergisidir; oysa aynı konutu satış tarihinde yeniden üretmenin maliyeti 50 bin TL ise işletmenin gerçekte koruyabildiği kazanç 5 bin TL’dir. Vergi, ekonomik marjın dörtte üçünü almaktadır.</p>

<p>Bu tabloyu ağırlaştıran iki gelişme daha vardır. Birincisi, 7571 sayılı Kanunla VUK’a eklenen geçici 37’nci madde uyarınca 2025, 2026 ve 2027 hesap dönemlerinde enflasyon düzeltmesinin yapılmayacak olmasıdır; böylece tarihî maliyeti güncellemenin mevcut hukuktaki tek aracı da devre dışı kalmıştır. İkincisi, sektörün yapısal bir gerçeği olan belgesiz işçiliktir: sosyal yardım haklarını kaybetmemek için sigortalı olmak istemeyen işçiler, mükellefiyet tesis ettirmeyen kalfalar ve kayıt dışı çalışan göçmen işgücü nedeniyle yapım maliyetinin bir bölümü hiçbir zaman deftere girmez. Devlet bu gerçeği Sosyal Güvenlik Kurumu’nun asgari işçilik uygulamasında zaten kabul etmekte ve binanın fiziksel büyüklüğünden hareketle asgari bir işçilik varsaymaktadır; vergi hukuku ise aynı binanın maliyetini yalnızca belgeye bağlı tutmaktadır.</p>

<p>Bu çalışmanın amacı, sorunu resmî verilere dayalı bir simülasyonla ölçmek ve vergiye esas yapım maliyetinin satış tarihindeki resmî yapı birim maliyetine dayalı standart bir “yerine koyma maliyeti” ile belirlenmesini kanun değişikliği önerisi olarak gerekçelendirmektir. İkinci bölümde mevcut hukuki çerçeve ve enflasyon karşısında geliştirilen araçların yap-sat stokları bakımından yetersizliği ele alınmakta; üçüncü bölümde örnek proje üzerinden sayısal değerlendirme yapılmakta; dördüncü bölümde önerinin esasları, hukuki dayanağı ve kayıt dışılıkla mücadeleye katkısı tartışılmakta; beşinci bölümde madde taslağı sunulmaktadır.</p>

<p><strong>2. MEVCUT HUKUKİ ÇERÇEVE</strong></p>

<p><strong>2.1. Has maliyet ilkesi ve stok değerlemesi</strong></p>

<p>VUK’un 262’nci maddesi maliyet bedelini “iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin artırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri bilumum giderlerin toplamı” olarak tanımlar; 269–271’inci maddeler işletmeye dâhil gayrimenkullerin maliyet bedeliyle değerleneceğini ve inşa edilen binalarda inşa giderlerinin satın alma bedeli yerine geçeceğini, 274 ve 275’inci maddeler ise satın alınan ve imal edilen emtianın maliyet bedeliyle değerleneceğini hükme bağlar. Doktrinde bu hükümlerin has (fiilî) maliyet ilkesini benimsediği, 275’inci maddenin ikinci fıkrasındaki “diledikleri usulde tayin” serbestisinin yöntem seçimine değil, maliyet unsurlarının mamullere dağıtım anahtarlarına ilişkin olduğu kabul edilmektedir (Akyol, 2019; Özsoy, 2015). Muhasebe literatüründe tanınan standart maliyet ve piyasa fiyatı (yenileme maliyeti) yöntemleri, vergi hukukunda kanuni dayanak bulunmadıkça uygulanamaz.</p>

<p>Satılmak üzere inşa edilen bağımsız bölümlere ilişkin maliyetler, yapım sürerken yarı mamul, tamamlandığında mamul niteliğinde stok olarak izlenir. Kendi nam ve hesabına yapılan yap-sat faaliyeti, başkası hesabına taahhüt niteliğindeki yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerinden (GVK 42) ayrıdır; kazanç her bağımsız bölümün satışıyla doğar. Emtia niteliği, ilerleyen bölümlerde görüleceği üzere, bu kıymetleri yeniden değerleme rejimlerinin dışında bırakan temel unsurdur.</p>

<p><strong>2.2. Kat karşılığı inşaatta maliyetin oluşumu</strong></p>

<p>Sektörde yaygın olan kat karşılığı modelde müteahhit, arsa sahibine bıraktığı bağımsız bölümleri inşa ederek karşılığında arsa payı edinir. Gelir İdaresi’nin yerleşik görüşüne göre müteahhit açısından arsa maliyeti, arsa sahibine teslim edilen bağımsız bölümler için yapılan harcamaların toplamıdır; müteahhide kalan bölümlerin maliyeti ise kendi bölümlerinin yapım maliyeti ile arsa payının bu şekilde belirlenen maliyetinin toplamından oluşur (Ankara VDB, 03.01.2012 tarih ve B.07.1.GİB.4.06.17.01-KDV-2010-14001-33-8 sayılı özelge; Kayseri VDB, 27.08.2014 tarih ve 27575268-105[262-2013-209]-831 sayılı özelge). Danıştay da aynı esası benimsemiş; arsa sahibinin edindiği bölümlerin maliyetinin müteahhidin bu bölümler için yaptığı harcama olduğunu, arsanın “değerleme zamanındaki maliyetiyle değil” bu tutarla kayda alınacağını hükme bağlamıştır (Danıştay 4. D., 30.05.2023, E.2022/1641, K.2023/2982; Danıştay VDDK, 22.10.2025, E.2025/625, K.2025/885).</p>

<p>Bu içtihat iki bakımdan önemlidir. Bir yandan, kat karşılığı modelde satılan her m²’nin maliyetine arsa sahibine yapılan bölümlerin yapım maliyetinden pay verilmesi gerektiğini teyit eder; simülasyonda kullanılan brütleme katsayısının dayanağı budur. Öte yandan, yargının katı tarihî maliyet ilkesini uyguladığını ve güncel değer esaslı bir maliyetin yorum yoluyla kabul edilemeyeceğini gösterir. Çözüm, ancak kanun koyucudan gelebilir.</p>

<p><strong>2.3. Enflasyon düzeltmesi ve 2025–2027 askısı</strong></p>

<p>VUK mükerrer 298/A maddesi, şartların oluştuğu dönemlerde parasal olmayan kıymetlerin Yİ-ÜFE ile düzeltilmesini öngörür; düzeltmeye tabi tutulan değerlerin elden çıkarılmasında düzeltme farkları maliyet addolunur (mük. 298/A-5). Bu esas, 31.12.2023 ve 31.12.2024 tarihli bilançolar için uygulanmış; ancak 7571 sayılı Kanunla eklenen geçici 37’nci madde ile 2025, 2026 ve 2027 hesap dönemlerinde, geçici vergi dönemleri dâhil, şartların oluşup oluşmadığına bakılmaksızın düzeltme yapılmayacağı hükme bağlanmıştır. Bu dönemde düzeltmeye devam edecek tek grup, mükerrer 298/A-9 kapsamındaki işlenmiş altın ve gümüş alım-satımı ve imali ile uğraşan mükelleflerdir (582 ve 587 Sıra No.lu VUK Genel Tebliğleri; Ankara Defterdarlığı, 23.03.2026 tarih ve E-27575268-105[Mük.298-2024-533]-175780 sayılı özelge).</p>

<p>Yap-sat stokları, parasal olmayan kıymet olarak enflasyon düzeltmesinin kapsamındadır; 2023 düzeltmesinin bu stoklara uygulanmasının, kayıtlı maliyet ile güncel satış fiyatı arasındaki farkı önemli ölçüde daralttığı uygulamalı bir çalışmada gösterilmiştir (Yavuzaslan Söylemez, 2023). Sorun, düzeltmenin kapsam dışı olması değil; uygulamanın dönemsel kesintileri, genel endeks ile yapım maliyetleri arasındaki ayrışma ve kayda girmeyen gerçek üretim giderleridir. Gelir İdaresi, mahkeme kararı nedeniyle yıllarca duran bir kat karşılığı inşaatın kayıtlı maliyetinin bugünkü değerine getirilmesi talebini daha 2014’te değerlendirmiş ve “mükerrer 298 çerçevesinde enflasyon düzeltmesi haricinde başka bir değerleme işlemi yapılmasının mümkün olmadığını” bildirmiştir (Burdur Defterdarlığı, 11.04.2014 tarih ve 43456486-001-2 sayılı özelge). Bu görüş, sorunun idare tarafından tanındığını ve mevcut hukukta düzeltme dışında hiçbir güncelleme yolu bulunmadığını belgelemektedir. 2025–2027 askısıyla birlikte bu tek yol da kapanmıştır.</p>

<p><strong>2.4. Yeniden değerleme rejimlerinin dışında kalış</strong></p>

<p>VUK mükerrer 298/Ç amortismana tabi iktisadi kıymetleri, geçici 32’nci madde ise taşınmazlar ile diğer amortismana tabi iktisadi kıymetleri kapsar. 537 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği (m. 6 ve 17), satılmak üzere üretilen ve emtia niteliği devam eden konut ve işyerlerini, hangi hesapta izlendiklerine bakılmaksızın, her iki rejimin de dışında tutmuştur. Dolayısıyla yap-sat işletmesinin stoktaki bağımsız bölümlerini binalar hesabına aktararak değerlemesi de mümkün değildir (Özerçen, 2023).</p>

<p><strong>2.5. Tarihsel bakış: enflasyon araçlarının yap-sat stokları bakımından yetersizliği</strong></p>

<p>Türk vergi sistemi, enflasyonun stok kârı üzerindeki etkisini gidermek için çeşitli dönemlerde araçlar kullanmıştır; bu araçlar yap-sat stokları bakımından ya kapsam dışı kalmış ya da sınırlı etki göstermiştir. 4008 sayılı Kanunla VUK 274’e eklenen son giren ilk çıkar (LIFO) yöntemi, 5024 sayılı Kanunla enflasyon düzeltmesine geçilirken kaldırılmıştır; her bağımsız bölüm özgül bir varlık olduğundan yöntemin tamamlanmış bağımsız bölümlerde uygulanabilirliği zaten sınırlıydı. 3946 ve 4108 sayılı Kanunlarla Gelir Vergisi Kanunu’nun 38’inci maddesine eklenen maliyet bedeli artırımı uygulaması (1994–2003), gayrimenkul ve iştirak hissesi satışlarında maliyetin yeniden değerleme oranıyla endekslenmesine imkân vermiş; ancak “gayrimenkullerin alım satımı ile devamlı olarak uğraşanları” açıkça kapsam dışında bırakmıştır.</p>

<p>Danıştay, bu uygulamanın amacını “mükelleflerin enflasyondan kaynaklanan fiktif kazançlarının vergilenmemesi” ve “iktisadi kıymetlerin elden çıkarılmasında enflasyondan arındırılmış gerçek kazancın vergilendirilmesi” olarak tanımlamış; maliyet artırımının fiktif zarar yaratamayacağını da hükme bağlamıştır (Danıştay 4. D., 09.12.1998, E.1997/2641, K.1998/4908; 14.12.1998, E.1997/5476, K.1998/5076). Bu içtihat, önerimizin iki dayanağını birlikte sunar: kanun koyucu satış anında maliyet endekslemesini bizzat uygulamış ve yargı bunun amacını meşru görmüştür; yap-satçılar ise bu özel korumanın dışında bırakılmıştır. Enflasyon düzeltmesi bu stokları kapsamakla birlikte, 2.3’te belirtilen nedenlerle yeterli koruma sağlayamamaktadır.</p>

<p><strong>3. SORUNUN BOYUTU: ÖRNEK PROJE ÜZERİNDEN SAYISAL DEĞERLENDİRME</strong></p>

<p><strong>3.1. Veri ve yöntem</strong></p>

<p>Simülasyon, resmî ve kamuya açık dört seriye dayanmaktadır: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yıllık Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Tebliğlerinde III. sınıf A grubu (üç kata kadar konut) için ilan edilen TL/m² tutarları; TÜİK İnşaat Maliyet Endeksi (toplam endeks, İME); TÜİK Yİ-ÜFE; TCMB Konut Fiyat Endeksi (KFE) ve Türkiye geneli birim konut fiyatı. Tablo 1 yıl sonu değerlerini göstermektedir.</p>

<p>Tablo 1. Resmî veri seti (yıl sonu değerleri)</p>

<table>
  <thead>
    <tr>
      <th>Yıl</th>
      <th>Bakanlık III-A birim maliyeti (TL/m²) — tebliğ yürürlüğü</th>
      <th>İME toplam (2015=100), Aralık</th>
      <th>Yİ-ÜFE (2003=100), Aralık</th>
      <th>KFE (2017=100, zincirlenmiş), Aralık</th>
    </tr>
  </thead>
  <tbody>
    <tr><td>2020</td><td>—</td><td>240,35</td><td>568,27</td><td>—</td></tr>
    <tr><td>2021</td><td>1.360 (24.03.2021)</td><td>403,16</td><td>1.022,25</td><td>247,2</td></tr>
    <tr><td>2022</td><td>2.250 (18.02.2022)</td><td>719,25</td><td>2.021,19</td><td>662,5</td></tr>
    <tr><td>2023</td><td>4.600 (11.02.2023)</td><td>1.203,41</td><td>2.915,02</td><td>1.163,2</td></tr>
    <tr><td>2024</td><td>12.250 (20.02.2024)</td><td>1.615,82</td><td>3.746,52</td><td>1.505,2</td></tr>
    <tr><td>2025</td><td>17.100 (31.01.2025)</td><td>2.011,76</td><td>4.783,04</td><td>1.941,7</td></tr>
    <tr><td>2026</td><td>19.800 (03.02.2026)</td><td>2.423,57 (Haziran)</td><td>5.781,74 (Ağustos)</td><td>2.229,7 (Temmuz)</td></tr>
  </tbody>
</table>

<p>Kaynak: Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Tebliğleri (RG 24.03.2021/31433; 18.02.2022/31754; 11.02.2023/32101; 20.02.2024/32466; 31.01.2025/32799; 03.02.2026/33157 — 2022 ve 2023 için yılın ilk tebliği; parantezde yürürlük başlangıcı); TÜİK İnşaat Maliyet Endeksi (toplam) ve Yİ-ÜFE aylık tabloları; TCMB KFE bültenleri. KFE için 2017=100 serisinin Aralık 2023 değeri (1.163,2) esas alınmış, 2024 ve 2025 Aralık değerleri 2023=100 serisinin yıllık değişimleriyle (%29,4; %29,0), Temmuz 2026 değeri ise 2023=100 serisindeki Tem-26/Ara-25 oranıyla (234,8/204,47) zincirlenmiştir. Bakanlık tutarları KDV hariç, %15 genel gider ve %10 yüklenici kârı dâhildir; arsa, çevre düzenlemesi ve bina dışı altyapı hariçtir. III-A grubunun konut tanımı tebliğler arasında küçük farklılıklar gösterir; örnek projede aynı teknik nitelikte yapı varsayılmıştır.</p>

<p>Seriler arasındaki ilişki dikkat çekicidir. Aralık 2021–Aralık 2025 arasında İME 5,0 kat, Yİ-ÜFE 4,7 kat, KFE ise 7,9 kat artmıştır. Bakanlık birim maliyeti aynı dönemde 12,6 kat artmıştır; Bakanlık serisi saf bir fiyat endeksi olmadığından (yapı tanımları ve idari güncellemeler değişebilir) bu sıçrama, 2021–2022 tebliğ değerlerinin piyasa maliyetini geriden izlediği yönünde bir işaret olarak okunmalıdır. Bu nedenle örnek projede tarihî maliyet, harcama yılının tebliğ değerinden değil, satış yılı Bakanlık tutarının İME ile harcama tarihine indirgenmesinden türetilmiştir; böylece fiktif kâr abartılmamıştır. KFE’nin İME’yi aşmış olması, konut fiyat artışının bir bölümünün maliyet artışını aşan fiyat artışı olduğuna işaret eder; iki endeksin bileşimleri farklı olduğundan aradaki farkın tamamı aynı konutun reel değer artışı değildir. Önerilen yöntem bu kısmı vergilendirmeye devam etmektedir.</p>

<p>Örnek proje varsayımları şunlardır: III-A sınıfı apartman; kat karşılığı sözleşme, arsa sahibine bırakılan pay %40; yapım harcamasının %40’ı Aralık 2021, %60’ı Aralık 2022’de oluşmuş; tamamlanma Aralık 2022; satış Aralık 2025; satış bedeli, TCMB’nin değerleme raporlarına dayalı 2025 dördüncü çeyrek Türkiye geneli birim konut fiyatı (45.457 TL/m²) referans alınarak varsayılan KDV hariç bedel; toplam yapım maliyetinin %20’sinin kayda girmediği varsayımı; kurumlar vergisi oranı %25; Bakanlık tutarındaki genel gider ve yüklenici kârı payı 1,25 katsayısıyla ayrıştırılmış. Kat karşılığı modelde arsa sahibine yapılan bölümlerin maliyeti, içtihada uygun olarak, satılan m²’ye 1/(1−0,40) katsayısıyla yüklenmiştir. Örnek, tamamen öz kaynakla finanse edilen bir projedir; genel yönetim ve finansman giderleri tüm senaryolarda dışarıda tutulmuş, karşılaştırma yalnız stok maliyet ölçütünün satış yılı vergisi üzerindeki etkisiyle sınırlanmıştır. Hesaplar, resmî seriler ve açıkça belirtilen varsayımlarla oluşturulmuş temsili bir senaryodur; sektörün gözlenmiş ortalamasını veya projenin tüm dönemlerdeki toplam vergi yükünü temsil etmez.</p>

<p><strong>3.2. Senaryolar ve sonuçlar</strong></p>

<p>Beş senaryo karşılaştırılmıştır: (A) kayıtlı tarihî maliyet, hiç enflasyon düzeltmesi yapılmayan karşılaştırma senaryosu; (B) mevcut hukuk: kayıtlı maliyet 2023 ve 2024 düzeltmeleriyle Aralık 2024’e kadar Yİ-ÜFE ile düzeltilmiş, 2025 askıda; (C) kayıtlı maliyetin satış tarihine kadar tam Yİ-ÜFE endekslemesi; (D) kayıtlı maliyetin İME ile satış tarihine kadar endekslemesi; (E) önerilen yerine koyma yöntemi: satış yılı Bakanlık III-A tutarının genel gider ve kârdan arındırılmış hâli, belge şartı aranmaksızın.</p>

<p>Tablo 2. Satılan 1 m² brüt alan bazında senaryo karşılaştırması (TL, satış yılı)</p>

<table>
  <thead>
    <tr>
      <th>Senaryo</th>
      <th>Vergiye esas maliyet</th>
      <th>Matrah</th>
      <th>Kurumlar vergisi</th>
      <th>Efektif oran*</th>
    </tr>
  </thead>
  <tbody>
    <tr><td>A) Kayıtlı tarihî maliyet (düzeltmesiz karşılaştırma)</td><td>5.375</td><td>40.082</td><td>10.021</td><td>%44,2</td></tr>
    <tr><td>B) Mevcut hukuk (2024’e kadar düzeltme)</td><td>12.611</td><td>32.846</td><td>8.211</td><td>%36,2</td></tr>
    <tr><td>C) Tam Yİ-ÜFE endeksleme</td><td>16.100</td><td>29.357</td><td>7.339</td><td>%32,4</td></tr>
    <tr><td>D) Tam İME endeksleme</td><td>18.240</td><td>27.217</td><td>6.804</td><td>%30,0</td></tr>
    <tr><td>E) Yerine koyma yöntemi (öneri)</td><td>22.800</td><td>22.657</td><td>5.664</td><td>%25,0</td></tr>
  </tbody>
</table>

<p>* Efektif oran: satış yılı kurumlar vergisinin, çalışmada kabul edilen standart yerine koyma maliyetine göre hesaplanan üretim marjına (45.457 − 22.800 = 22.657 TL) oranı. Payda model tanımından geldiği için E senaryosunda oran zorunlu olarak %25’tir; bu, standart maliyetin gerçek ekonomik kârı tam ölçtüğünün bağımsız bir kanıtı değil, modelin tanımladığı ölçütün sonucudur. Görünür oran her senaryoda %25’tir.</p>

<p>Sonuçlar üç noktayı ortaya koymaktadır. Birincisi, düzeltmesiz karşılaştırma senaryosunda satış yılı vergisi, işletmenin yeniden üretim kapasitesini koruduktan sonra elinde kalan üretim marjının %44,2’sine ulaşmakta; mevcut hukukta (B) bu oran %36,2 olmaktadır. İkincisi, 2023–2024 düzeltmeleri A ile E arasındaki farkın yaklaşık %41,5’ini gidermekte; kalan 2.547 TL/m²’lik fark sıralı olarak 2025 Yİ-ÜFE güncellemesinin yapılmamasından (872 TL), genel endeks ile inşaat maliyet endeksinin ayrışmasından (535 TL) ve kayda girmeyen maliyetin güncel karşılığından (1.140 TL) oluşmaktadır. Enflasyon düzeltmesinin kesintisiz devamı bile (C) sorunu tek başına çözmemektedir. Üçüncüsü, önerilen yöntem efektif oranı kanuni orana eşitlemekte, yani vergiyi yalnız model ölçütüne göre tanımlanan üretim marjı üzerinden almaktadır.</p>

<p>Tablo 3. A ile E arasındaki vergi farkının sıralı ayrıştırılması (4.356 TL/m²)</p>

<table>
  <thead>
    <tr><th>Bileşen</th><th>Tutar (TL/m²)</th><th>Pay</th></tr>
  </thead>
  <tbody>
    <tr><td>Belgesiz maliyet etkisi (kayıtlı − gerçek tarihî)</td><td>336</td><td>%7,7</td></tr>
    <tr><td>Genel enflasyon etkisi (gerçek tarihî − Yİ-ÜFE endeksli)</td><td>3.352</td><td>%76,9</td></tr>
    <tr><td>İnşaat girdilerinin göreli fiyat artışı (Yİ-ÜFE endeksli − yerine koyma)</td><td>669</td><td>%15,3</td></tr>
    <tr><td>Toplam</td><td>4.356</td><td>%100,0</td></tr>
  </tbody>
</table>

<p>Not: Sıralı ayrıştırmadır; bileşenler arasındaki etkileşimler seçilen sıraya göre dağıtılmıştır. Belgesiz maliyet önce tarihî değerle ayrıldığından, bu maliyetin enflasyon etkisi ikinci satırda yer alır; sıralama değiştirildiğinde belgesiz maliyetin payı 1.140 TL’ye kadar çıkar. Bileşen toplamı ile toplam fark arasındaki 1 TL sapma yuvarlamadan kaynaklanır.</p>

<p>Ayrıştırma, sorunun ağırlık merkezinin genel enflasyon olduğunu; ancak genel endeksle giderilemeyen sektöre özgü maliyet artışı ile kayda girmeyen maliyetin güncel karşılığının da ihmal edilemeyecek büyüklükte olduğunu göstermektedir. %20 belgesizlik oranı bir varsayımdır; Tablo 3a bu varsayımın sonuçlara duyarlılığını göstermektedir. Enflasyonun düşük olduğu bir dönemde belgesiz maliyet aynı örnekte belirleyici hâle gelir; iki sorunun tek bir ölçütle birlikte çözülmesinin gerekçesi budur.</p>

<p>Tablo 3a. Kayda girmeyen maliyet varsayımına duyarlılık (A senaryosu, TL/m²)</p>

<table>
  <thead>
    <tr><th>Kayda girmeyen maliyet oranı</th><th>Kayıtlı maliyet</th><th>Satış yılı KV</th><th>Efektif oran</th></tr>
  </thead>
  <tbody>
    <tr><td>%0</td><td>6.719</td><td>9.685</td><td>%42,7</td></tr>
    <tr><td>%10</td><td>6.047</td><td>9.853</td><td>%43,5</td></tr>
    <tr><td>%20</td><td>5.375</td><td>10.021</td><td>%44,2</td></tr>
    <tr><td>%30</td><td>4.703</td><td>10.189</td><td>%45,0</td></tr>
  </tbody>
</table>

<p>E senaryosu belgesizlik oranından etkilenmez (5.664 TL, %25,0).</p>

<p>Simülasyonun sınırları da belirtilmelidir: 2024 düzeltmesinin karşı tarafında vergilendirilen enflasyon düzeltmesi kârı ihmal edilmiştir; Bakanlık tutarındaki genel gider ve kâr payının toplamsal olduğu varsayılmıştır; yıllık tebliğ tutarı satış ayı yerine yıl düzeyi olarak kullanılmıştır; finansman giderleri modele dâhil edilmemiştir. Borçla finanse edilen projelerde borçların reel değerindeki azalma, nominal faiz indirimi ve önceki dönem düzeltme sonuçları birlikte değerlendirilmelidir; bu unsurlar bazı karşılaştırmaların yönünü de değiştirebilir (Beer, Griffiths ve Klemm, 2023). Bu nedenle sonuçlar öz kaynakla finanse edilen proje varsayımıyla sınırlı okunmalı; borç ağırlıklı senaryo ve proje ömrü boyunca toplam vergi yükü ayrı bir çalışmanın konusudur.</p>

<p><strong>4. ÖNERİ: YERİNE KOYMA MALİYETİ YÖNTEMİ</strong></p>

<p><strong>4.1. Esaslar</strong></p>

<p>Önerinin özü şudur: Yap-sat işletmelerinin sattıkları bağımsız bölümlerin yapım maliyeti, mükellefin talebi hâlinde, satış tarihinde geçerli resmî standart yapı birim maliyeti ile bağımsız bölüme isabet eden inşaat alanının çarpımı olarak belirlenebilir. Yöntemin ayrıntıları aşağıdaki ilkelerle çerçevelenmelidir.</p>

<p>1. Ölçüt: Bakanlık yapı yaklaşık birim maliyetleri idari bir referanstır ve %15 genel gider ile %10 yüklenici kârı içerir. Vergiye esas standart tutar, bu paylar ayrıştırılarak Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenmeli; Tebliğ’in yıllık ve gecikmeli olması nedeniyle TÜİK İME ile aylık güncellenmelidir.</p>

<p>2. Değerlenen yapı: Fiilen yapılmış binanın sınıfı, grubu ve inşaat alanı; yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesindeki bilgiler esas alınır. Böylece sınıf beyanı üçüncü tarafça üretilmiş resmî belgeye bağlanır, ilan m²’si ve mevcut olmayan donanım maliyete girmez.</p>

<p>3. Arsa bileşeni: Bina yeniden üretilebilir, arsa üretilemez. Kat karşılığında arsa sahibine bırakılan bölümlerin standart yapım maliyeti arsa maliyetini oluşturur ve içtihatla uyumlu biçimde satılan bölümlere dağıtılır. Satın alınmış arsada ise arsa yalnız Yİ-ÜFE ile endekslenir; arsa değer artışının vergi dışı bırakılması önerilmemektedir.</p>

<p>4. Mükerrer indirim yasağı: Standart tutar, kapsadığı unsurlara ait, önceki dönem enflasyon düzeltmesi farkları dâhil vergiye esas maliyetin yerine geçer; standart maliyet ile bu tutar arasındaki fark ilave maliyet olarak dikkate alınır, aynı maliyet unsuru ikinci kez indirilemez. Şantiye genel üretim giderleri standardın kapsamında, şirket genel yönetim giderleri ise kapsam dışında olup kendi kurallarıyla ayrıca değerlendirilir; finansman giderleri için 4.4’teki sınırlama gerekir.</p>

<p>5. Zarar kuralı: Bağımsız bölüm düzeyinde, standart maliyet ile tevsik edilmiş maliyet arasındaki fark, o bölümün satış kazancını sıfırın altına indiremez; gerçek giderlerden doğan zarar hakkı saklıdır. Bu sınır, kanun koyucuya sunulan bilinçli bir tasarım tercihidir; Danıştay’ın 1994–2003 maliyet artırımı bağlamında benimsediği “fiktif zarar yaratılamaz” yaklaşımıyla ve zarar sınırlamalarının ancak açık kanun hükmüyle uygulanabileceği yönündeki içtihatla uyumludur (Danıştay 4. D., 09.12.1998, E.1997/2641, K.1998/4908; 25.12.2008, E.2006/2595, K.2008/6239; Atuçuran, 2024).</p>

<p>6. Gerçek maliyet hakkı: Vergi mevzuatına göre kabul edilen ve usulüne uygun tevsik edilmiş maliyeti standardın üzerinde olan mükellef gerçek maliyetini esas alabilir. Seçim, bağımsız bölüm bazında ve satışın kaydedildiği dönem beyannamesinde yapılır; aynı bölüm için sonradan değiştirilemez.</p>

<p>7. Süre ve kişi sınırı: Yöntem, yapı kullanma izin belgesinden itibaren beş yıl içinde yapılan ilk satışlarda uygulanır; beşinci yılın sonunda standart, o tarihteki tutarda dondurulur ve sonraki satışlarda bu tutar esas alınır; böylece ani hak kaybı önlenir. Yargı veya idare kaynaklı satış engeli süreyi durdurur. Standardı belirleyen tarih, kazancın tanındığı teslim tarihidir. İlişkili kişilere (KVK 13, GVK 41) yapılan satışlarda yöntem uygulanır, ancak emsal bedel hükümleri saklıdır ve aynı bağımsız bölüm için standart ikinci kez uygulanamaz.</p>

<p>8. Karine yasağı: Standart maliyet; KDV indirimi ve sosyal güvenlik yükümlülükleri bakımından karine oluşturmaz, tek başına veya sabit kâr oranı uygulanarak asgari hasılat karinesi olarak kullanılamaz; idarenin banka, tapu, sözleşme ve diğer delillerle gerçek satış bedelini inceleme yetkisi saklıdır. Standardın kullanılması belgesiz çalışmayı veya belge düzenlememeyi hukuka uygun kılmaz.</p>

<p>9. Hasılat/gelir paylaşımı sözleşmeleri: Yapım maliyeti, satışı kaydeden müteahhit tarafında standartla belirlenir; arsa sahibine ödenen hasılat payı arsa maliyeti olarak gerçek tutarıyla dikkate alınır ve kat karşılığı brütleme katsayısı bu modele taşınmaz.</p>

<p><strong>4.2. Hukuki ve anayasal dayanak</strong></p>

<p>Önerinin amacı bir teşvik sağlamak değil, matrahı eşdeğer fiziki üretim kapasitesinin korunmasını esas alarak tanımlamaktır; bunun bütçe sınıflandırmasında vergi harcaması sayılıp sayılmayacağı seçilen referans sisteme bağlıdır. Model, nominal sermayenin veya genel satın alma gücünün değil, eşdeğer fiziki üretim kapasitesinin korunmasını amaçlar; inşaat girdilerinin genel fiyat düzeyinden hızlı arttığı dönemlerde bu tercih, genel enflasyon düzeltmesinin ötesinde bir koruma anlamına gelir ve açıkça savunulmalıdır. Anayasa’nın 73’üncü maddesi herkesin mali gücüne göre vergi ödemesini öngörür; Gelir Vergisi Kanunu’nun 1’inci maddesi kazancın “safi tutarı” üzerinden vergilendirileceğini, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 6’ncı maddesi ise safi kurum kazancının ticari kazanç hükümlerine göre tespit edileceğini söyler. Aynı yapıyı yeniden üretmek için zorunlu olan kaynağın kazanç sayılması, mali gücü olmayan bir tutarın vergilendirilmesidir. Meslek çevresinde de kazancın “gerçek olması, elde edilmiş olması ve ödeme gücüne dönüşmüş olması” gereği vurgulanmakta; olmayan kazancın vergilendirilmesinin müsadere niteliğine bürünebileceği belirtilmektedir (Karyağdı, 2024a). Anayasa Mahkemesi, geçici 33’üncü maddedeki “2021” ibaresini iptal ederken enflasyon düzeltmesinden yoksun bırakmayı mülkiyet hakkı (m. 35) ve vergi ödevi (m. 73) çerçevesinde değerlendirmiştir (AYM, 30.11.2023, E.2023/105, K.2023/208). Kararın gerekçesi 2021 yılına dönük düzenlemenin geriye yürümesi ve kanunilik ilkesine dayanır; karar, satış tarihindeki sektörel yerine koyma maliyetini anayasal bir zorunluluk hâline getirmediği gibi 2025–2027 düzenlemesini de kendiliğinden geçersiz kılmaz. Bununla birlikte düzeltme hakkının anayasal koruma alanında görülmesi, ileriye dönük askı düzenlemesinin ölçülülük yönünden tartışılabileceğini düşündürmektedir.</p>

<p>Vergi sistemimizde “yerine koyma” düşüncesi yeni değildir. Yeniden değerleme kurumunun 1963 ve 1982’deki gerekçesi, aktiflerin “yerine yenilerini koyabilme” ve “üretilen mal maliyetinin gerçekçi saptanması” amacına dayanır (Doğan, 1982). VUK 328 ve 329’uncu maddelerdeki yenileme fonu, amortismana tabi bir kıymetin satış kârının, yenisinin alınması amacıyla satışı izleyen üçüncü takvim yılının sonuna kadar pasifte bekletilmesine ve yeni kıymetin amortismanlarına mahsup edilmesine imkân verir; stoktaki konut satışına doğrudan uygulanabilen bir hak değildir ve kalıcı istisna niteliği taşımaz. GVK 38/3 maliyet artırımı ise satış anında endekslemenin doğrudan örneğidir. Öneri, bu kurumların ortak mantığını yap-sat stoklarına uyarlamaktadır; sistemin yabancısı olmadığı bir anlayışı, sistemin bugüne kadar dışarıda bıraktığı bir sektöre taşımaktadır.</p>

<p>Sektörel farklılaştırma bakımından da bir emsal vardır: mükerrer 298/A-9, işlenmiş altın ve gümüşle uğraşan mükellefler için şartlar oluşmasa dahi düzeltme zorunluluğu getirmiş ve bu rejim 2025–2027 askısından da istisna tutulmuştur. Bu hüküm sektörün kendi fiyat endeksini kullanmasına değil, sektöre özgü bir rejim kurulabileceğine emsaldir. Genel endeksin her sektörün kendi maliyet hareketini yansıtmadığı eleştirisi (Karyağdı, 2024a) göz önüne alındığında, inşaat için resmî yapı maliyeti ve İME’ye dayalı bir ölçüt aynı mantığın bir adım ötesidir.</p>

<p><strong>4.3. Kayıt dışılıkla mücadeleye katkı</strong></p>

<p>Önerinin en güçlü yanı, vergi adaletiyle kayıtlı ekonomiyi aynı düzenlemede buluşturmasıdır. Mevcut düzende yap-sat işletmesi, satış anında karşılaştığı olağanüstü nominal kârı azaltmak için iki yola sapmaya itilir: maliyeti sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgeyle şişirmek ya da satış bedelini tapuda ve faturada düşük göstermek. Her iki davranış da yalnız vergi kaybı doğurmaz; belge ağlarını besler, dürüst işletmeler aleyhine rekabet bozar, tapu ve fatura kayıtlarını değersizleştirir ve sonraki her işlemde gerçeğin yeniden araştırılmasını gerektirir.</p>

<p>Standart maliyet yöntemi bu dinamiği değiştirir. Standarttan yararlanan mükellef bakımından kapsam içindeki yapım harcamaları için ek fatura kurumlar vergisi matrahını azaltmıyorsa, maliyet şişirmek amacıyla sahte belge edinmenin doğrudan getirisi azalır; bu amaçla belge talebinin azalması beklenir. Gerçek maliyet seçeneği eşik aşıldığında belge şişirme teşvikini yeniden yaratabileceğinden, standardı aşan maliyetlerde tevsik denetimi yoğunlaştırılmalıdır; KDV indirimi, iade ve kapsam dışı giderlere yönelik suistimal riski ise ayrıca devam eder. Satış bedeli bakımından ise gerçek bedelin beyanı tarihî maliyet nedeniyle olağanüstü bir matrah doğurmadığında, bedeli gizlemeye yönelten ekonomik baskı azalır. Bu, matrah pozitif kaldığı sürece eksik beyanın marjinal avantajını (100 TL eksik beyanda 25 TL kurumlar vergisi ile KDV ve harç etkileri) ortadan kaldırmaz; beklenen etki, aşırı görülen yükü azaltarak gönüllü uyuma zemin hazırlamasıdır. Gerçek bedelin doğrulanması modelin temel kontrolü olarak kalır.</p>

<p>Gerçek satış bedelinin kayda girmesinin etkileri kurumlar vergisiyle sınırlı değildir. Tapuda eksik bedel beyanı azalırsa harç tabanı doğrudan genişleyebilir. Emlak vergisi ve kira gelirleri üzerindeki etki ise koşulludur: emlak vergi değeri satın alma bedeline otomatik geçmez, gerçek işlem verilerinin değerleme süreçlerine aktarılması gerekir; GVK 73’teki emsal kira kuralı da vergi değerine bağlıdır ve edinim bedeli düşük kira beyanı için bir risk göstergesi olabilir, tek başına kanıt değildir. Bankaların teminat değerlemesi ve TCMB fiyat endeksleri tapu bedeline dayanmadığından, gerçek işlem verilerinin artışı bunların çapraz kontrolünü iyileştirebilir; ulusal hesaplarda ise üretim, stok değişimi, arsa devri ve elde tutma kazançları ayrıştırıldığından fayda, GSYH’nin beyan edilen bedel kadar artması değil, bu ayrıştırmanın veri kalitesinin yükselmesidir. Gerçek bedelin tapuda yer alması, alıcının ilerideki satışında edinim bedelini kanıtlamasını da kolaylaştırır. Basitleştirilmiş ve standartlara dayalı rejimlerin uyum maliyetini düşürme potansiyeli OECD’nin varsayıma dayalı rejimlere ilişkin çalışmasında ele alınmaktadır (Mas-Montserrat vd., 2023); bu çalışma esasen mikro ve küçük işletmelere yöneliktir, analoji bu sınırla kurulmalıdır.</p>

<p>Belgesiz işçilik sorununa bu bağlamda bakmak gerekir. SGK’nın asgari işçilik uygulaması, binanın yüzölçümü ile resmî birim maliyeti çarparak yeterli işçilik bildirilip bildirilmediğini denetleyen bir kontrol tekniğidir; fiilen kime ne kadar ücret ödendiğinin tespiti değildir. Bu uygulama, fiziksel yapı özelliklerinin idari tahmin ve kontrol ölçütü olarak kullanılabildiğini gösterir; vergi hukukunda aynı nesnel ölçütün maliyet tarafında kullanılmasına yöntem bakımından emsal oluşturur. Öneri, çalışma ve sigorta yükümlülüklerini değiştirmeksizin, fiziksel olarak gerçekleşmiş üretimin nesnel maliyetini vergi bakımından tanır; “belgesiz gideri kabul edelim” değil, “vergilendirilebilir kazancı teknik olarak doğrulanabilen üretimin nesnel maliyeti üzerinden belirleyelim” demektedir.</p>

<p>Bunlara ek olarak vergi yükünün önceden hesaplanabilirliği, proje fizibilitesindeki belirsizliğin azalması, belgeleri eksik tarihî stoklarda uyuşmazlıkların azalması ve inceleme kapasitesinin maliyet faturalarından gerçek satış ve yapı doğrulamasına yönelmesi beklenebilir. Bunlar mekanizmaya dayalı beklentilerdir; gerçekleşmiş etki olarak sunulmamalıdır. Düzenlemenin, seçilecek illerde benzer projeler üzerinde uygulama öncesi/sonrası ve mümkünse karşılaştırma grubuyla pilot olarak değerlendirilmesi; doğrulanmış bedel–beyan farkı, toplam vergi tahsilatı, uyuşmazlık sayısı, belge uyumu ve kayıtlı işçilik göstergelerinin finansman yapısı ve bölgesel fiyat hareketlerinden ayrıştırılarak izlenmesi önerilir. Kayıtlı işçilik veya belge talebinde düşüş gözlenirse bu da raporlanmalıdır.</p>

<p><strong>4.4. Olası itirazlar</strong></p>

<p>Gelir kaybı itirazı: Kurumlar vergisindeki azalma, kamu gelirlerinin tamamındaki azalma değildir; vazgeçilen kurumlar vergisi, ilave beyan edilen hasılat, işlem hacmi değişimi, harç ve KDV etkileri ile idari tasarruf birlikte ölçülmelidir. Toplam kamu gelirinin artacağı henüz bir hipotezdir ve aynı fayda farklı başlıklarda iki kez sayılmamalıdır.</p>

<p>Bekletme primi itirazı: Satış tarihi esası, yükselen piyasada stok tutmayı vergisel olarak cezasız kılar. Beş yıllık süre sınırı, sürenin sonunda standardın dondurulması ve finansman maliyetinin devam etmesi bu etkiyi sınırlar.</p>

<p>Sınıf manipülasyonu itirazı: Standardın yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesine bağlanması, yapı denetim kayıtlarıyla desteklenmesi tartışma alanını m² ve sınıfla sınırlar.</p>

<p>Arsa spekülasyonu itirazı: Arsa bileşeni için yerine koyma değeri değil endeksleme önerilmektedir; arsa değer artışı vergilendirilmeye devam eder.</p>

<p>Borçla çalışan işletme itirazı: Finansman giderlerini tamamen indirirken yerine koyma maliyetini de bütünüyle tanımak, borçla finanse edilen projelerde enflasyon etkisini iki kez telafi edebilir. Bu nedenle madde taslağına, standarttan yararlanılan bölümlere isabet eden finansman giderlerinin yalnız reel bileşeninin indirilebileceği, maliyete alınmış faizin ayrıca indirilemeyeceği bir sınırlama konulmuştur; bu, öneriden vazgeçme değil, öz sermaye ve borçla çalışan işletmeler arasında yeni bir dengesizlik oluşmasını önleme meselesidir.</p>

<p>Hasılat tespiti itirazı: Standart maliyet tablosunun idarece asgari satış bedeli tespitinde kullanılması riski gerçektir. Danıştay’ın kayıt dışı hasılatın varsayımla tespit edilemeyeceğine ilişkin içtihadı bu riske sınır çizer; madde metninde karine yasağı dar ve amaca uygun biçimde düzenlenmiştir. Yurt içi asgari kurumlar vergisi (KVK 32/C) ile uyum da tasarlanmalıdır: düzenleme beyannamede indirim değil bir değerleme ölçüsü olduğundan, standart maliyet indirim ve istisna öncesi kurum kazancının hesabında dikkate alınmalı; bu husus madde metninde açıkça belirtilmelidir.</p>

<p><strong>4.5. Alternatiflerle karşılaştırma</strong></p>

<p>Tablo 4. Çözüm seçeneklerinin karşılaştırılması</p>

<table>
  <thead>
    <tr>
      <th>Ölçüt</th>
      <th>(1) Yap-sat stokları için enflasyon düzeltmesinin devamı</th>
      <th>(2) Yeniden üretim fonu (VUK 328 benzeri erteleme)</th>
      <th>(3) Yerine koyma maliyeti (öneri)</th>
    </tr>
  </thead>
  <tbody>
    <tr><td>Genel enflasyon etkisi</td><td>Giderir</td><td>Erteler (3 yıl, yeni projeye harcanırsa)</td><td>Giderir</td></tr>
    <tr><td>Sektöre özgü maliyet artışı</td><td>Gidermez</td><td>Erteler</td><td>Giderir</td></tr>
    <tr><td>Belgesiz maliyet</td><td>Gidermez</td><td>Gidermez</td><td>Giderir</td></tr>
    <tr><td>Sahte belge talebi</td><td>Belgesiz gideri doğrudan kapsamaz</td><td>Belgesiz gideri doğrudan kapsamaz</td><td>Azaltması beklenir</td></tr>
    <tr><td>Niteliği</td><td>Değerleme tekniği</td><td>Erteleme (ayrıca kanunlaştırılmalı)</td><td>Kanuni değerleme ölçüsü</td></tr>
    <tr><td>Kabul edilebilirlik (yazarın değerlendirmesi)</td><td>Orta</td><td>Görece yüksek</td><td>Orta</td></tr>
    <tr><td>Simülasyondaki efektif oran (satış yılı)</td><td>%32–36</td><td>—</td><td>%25 (tanım gereği)</td></tr>
  </tbody>
</table>

<p>Birinci seçenek mevcut tekniği kullanır ancak simülasyonun gösterdiği gibi yetersizdir. İkinci seçenek erteleme niteliğinde olduğundan kabul ettirilmesi görece kolaydır ve “üretim kapasitesini koruma” amacına birebir bağlıdır; ancak belgesiz maliyeti çözmez ve sektörden çıkan sermayeyi kapsamaz. Üçüncü seçenek her iki sorunu çözen tek seçenektir; teklif metninde ikinci seçeneğin geçiş aşaması olarak sunulması stratejik olabilir.</p>

<p><strong>5. KANUN TEKLİFİ TASLAĞI</strong></p>

<p>Aşağıdaki metin, VUK’un imal edilen emtianın değerlemesine ilişkin 275’inci maddesinden sonra gelmek üzere eklenecek bir madde olarak tasarlanmıştır.</p>

<p><strong>Madde 275/A – Satılmak üzere inşa edilen bağımsız bölümlerde standart yapım maliyeti</strong></p>

<p>(1) Gayrimenkullerin inşa ve satım işleriyle devamlı olarak uğraşan mükelleflerin, satmak üzere inşa ettikleri konut ve işyeri niteliğindeki bağımsız bölümlerin satışında, satılan bölümün yapım maliyeti, mükellefin talebi hâlinde, teslim tarihinde geçerli standart yapı birim maliyeti ile bağımsız bölüme isabet eden inşaat alanının çarpımı esas alınarak tespit edilebilir. Talep, bağımsız bölüm bazında ve satışın kaydedildiği dönem beyannamesinde yapılır; aynı bölüm için sonradan değiştirilemez.</p>

<p>(2) Standart yapı birim maliyeti; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yapı sınıf ve grupları itibarıyla ilan edilen yapı yaklaşık birim maliyetlerinden genel gider ve yüklenici kârı payları ayrıştırılmak suretiyle Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenir ve Türkiye İstatistik Kurumu bina inşaat maliyet endeksindeki değişim oranında aylık olarak güncellenir.</p>

<p>(3) Yapı sınıf ve grubu ile inşaat alanı, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesindeki bilgilere göre belirlenir. Bağımsız bölüme isabet eden inşaat alanı, ortak alanlardan düşen pay dâhil brüt inşaat alanıdır.</p>

<p>(4) Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde arsa sahibine bırakılan bağımsız bölümlerin bu madde uyarınca hesaplanan standart yapım maliyeti, arsa payının maliyet bedeli olarak müteahhide kalan bağımsız bölümlere aynı maliyet niteliğindeki inşaat alanı esasına göre dağıtılır. Satın alınan arsalarda arsa maliyeti, iktisap bedelinin iktisap tarihinden teslim tarihine kadar Yİ-ÜFE’deki değişim oranında artırılmış tutarıdır; daha önce mükerrer 298 inci madde uyarınca dikkate alınmış düzeltme farkları bu tutara dâhildir. Hasılat veya gelir paylaşımı sözleşmelerinde arsa sahibine ödenen pay, satışı kaydeden mükellef bakımından arsa maliyeti olarak gerçek tutarıyla dikkate alınır. Standart yapı birim maliyetinin kapsamı dışında kalan giderler gerçek tutarlarıyla ayrıca dikkate alınır.</p>

<p>(5) Standart yapım maliyeti, kapsadığı unsurlara ait, önceki dönemlerde mükerrer 298 inci madde uyarınca dikkate alınmış enflasyon düzeltmesi farkları dâhil vergiye esas maliyetin yerine geçer; aynı maliyet unsuru ikinci kez indirilemez. Genel yönetim giderleri ilgili hükümlere göre ayrıca dikkate alınır. Bu madde uyarınca maliyeti belirlenen bağımsız bölümlere isabet eden finansman giderlerinin, ilgili dönem Yİ-ÜFE değişimine isabet eden kısmı kazancın tespitinde indirilemez; maliyete dâhil edilmiş finansman giderleri ayrıca indirilemez.</p>

<p>(6) Bağımsız bölüm bazında, standart yapım maliyeti ile tevsik edilmiş maliyet arasındaki fark, o bölümün satış kazancını sıfırın altına indiremez; gerçek giderlerden doğan zarar hakkı saklıdır. Vergi mevzuatına göre kabul edilen ve usulüne uygun tevsik edilmiş maliyeti standart yapım maliyetini aşan mükellefler bu maliyetlerini esas alabilirler.</p>

<p>(7) Bu madde, bağımsız bölümün yapı kullanma izin belgesi tarihinden itibaren beş yıl içinde yapılan ilk satışlarında uygulanır; bu sürenin sonunda standart yapı birim maliyeti sürenin bittiği tarihteki tutarda dondurulur ve sonraki ilk satışlarda bu tutar esas alınır. Yargı kararı veya idari işlemle satışın engellendiği süreler beş yıllık sürenin hesabında dikkate alınmaz. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13 üncü ve Gelir Vergisi Kanunu’nun 41 inci maddesi kapsamındaki kişilere yapılan satışlarda emsal bedel hükümleri saklıdır; aynı bağımsız bölüm için bu madde ikinci kez uygulanamaz.</p>

<p>(8) Bu madde uyarınca belirlenen maliyet; katma değer vergisi indirimi ve sosyal güvenlik yükümlülükleri bakımından karine oluşturmaz; tek başına veya sabit kâr oranı uygulanmak suretiyle asgari hasılat karinesi olarak kullanılamaz. Vergi idaresinin gerçek satış bedelini her türlü delille inceleme yetkisi saklıdır. Bu maddenin uygulanması, belge düzenine ilişkin yükümlülükleri ortadan kaldırmaz. Bu madde uyarınca belirlenen maliyet, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 32/C maddesi uyarınca hesaplanan indirim ve istisna düşülmeden önceki kurum kazancının tespitinde de dikkate alınır.</p>

<p>(9) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin hesaplama, bildirim ve belge esaslarını belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir. Geçiş hükmü: Maddenin yürürlüğe girdiği tarihte stokta bulunan bağımsız bölümler için önceki dönemlerde dikkate alınmış enflasyon düzeltmesi farkları ve bunlara ilişkin vergi sonuçları, beşinci fıkra çerçevesinde mahsup esasına göre dikkate alınır.</p>

<p>Madde gerekçesi: Satılmak üzere inşa edilen bağımsız bölümler emtia niteliğinde olduklarından yeniden değerleme rejimlerinin dışında kalmakta; enflasyon düzeltmesinin 2025–2027 dönemlerinde uygulanmaması nedeniyle tarihî maliyetin güncellenmesine imkân veren hiçbir araç bulunmamaktadır. Yapım ile satış arasındaki sürede oluşan maliyet artışı, aynı yapının yeniden üretimi için zorunlu kaynağın kazanç olarak vergilendirilmesi sonucunu doğurmakta; bu durum Anayasa’nın 73 üncü maddesindeki mali güce göre vergilendirme ilkesi yönünden tartışma doğurmakta ve mükellefleri maliyet şişirme veya satış bedelini düşük gösterme yollarına yöneltmektedir. Madde ile fiilen inşa edilmiş yapının nesnel ve resmî ölçütlerle belirlenebilen yerine koyma maliyetinin, mükellefin talebi hâlinde ve zarar doğurmamak kaydıyla, vergiye esas maliyet olarak kabul edilmesi amaçlanmaktadır.</p>

<p><strong>6. SONUÇ</strong></p>

<p>Yap-sat işletmelerinde vergilendirilen kazancın önemli bir bölümü, yüksek enflasyon ortamında aynı yapıyı yeniden üretmek için gereken kaynaktan ibarettir. Resmî serilerle kurulan temsili örnek, satış yılı vergisinin standart yerine koyma maliyetine göre tanımlanan üretim marjına oranının düzeltmesiz karşılaştırma senaryosunda %44,2, mevcut hukukta %36,2 olduğunu; önerilen yöntemde bu oranın tanım gereği kanuni oran olan %25’e indiğini göstermektedir. Türk vergi sistemi, LIFO, maliyet bedeli artırımı ve enflasyon düzeltmesi araçlarıyla stok kârı sorununu tanımış; ancak bu araçlar yap-sat stokları bakımından ya kapsam dışı kalmış ya da dönemsel kesintiler, endeks ayrışması ve kayda girmeyen maliyetler nedeniyle yeterli olamamıştır. Yargı, katı tarihî maliyet ilkesini uyguladığından çözüm yorum yoluyla değil kanunla gelebilir.</p>

<p>Önerilen yöntem, satış tarihinde geçerli resmî yapı birim maliyetini genel gider ve kârdan arındırarak vergiye esas maliyet olarak tanımakta; arsa bileşenini ayrı bir rejime bağlamakta; mükerrer indirimi ve fiktif zararı yasaklamakta; belgeli gerçek maliyet hakkını korumaktadır. Yöntemin asıl gücü, vergi adaletiyle kayıtlı ekonomiyi aynı düzenlemede buluşturma potansiyelidir: maliyet şişirmeye yönelik sahte belge talebini azaltması ve gerçek satış bedelinin beyanını kolaylaştırması beklenir; bunun tapu harcı, KDV, değerleme verileri ve uyuşmazlık maliyetleri üzerindeki net etkisi uygulama verileriyle sınanmalı, emlak vergisi ve kira gelirlerine katkı ise gerçek işlem bilgilerinin ilgili değerleme ve denetim süreçlerine aktarılmasına bağlı görülmelidir. Başarı ölçütü yalnız şirketlerin ödeyeceği verginin azalması değil; gerçek bedel beyanı, belge uyumu, uyuşmazlık sayısı ve yeni üretime ayrılabilen kaynağın birlikte nasıl değiştiği olmalıdır.</p>

<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>

<p>Akyol, M. E. (2019). Stok değerlemesinde maliyet bedelinin tespit yöntemi ve bir özelge. Vergi Dünyası, 38(449), 57–61.</p>

<p>Atuçuran, Ş. (2024). Bir ihtilaf konusu: Enflasyon düzeltmesinde düzeltmeye tabi tutulan kıymetin (ATİK hariç) zararına satışı. Vergi Dünyası, 43(509).</p>

<p>Aydın, E. (2025). 2025 yılında geçici vergi dönemlerinde enflasyon düzeltmesi uygulanmayacak: Şirketler ve vergi tahsilatı üzerinde etkileri neler olacak? Vergi Dünyası (köşe yazısı, Şubat 2025). https://www.vergidunyasi.com.tr/banner/2025-yilinda-gecici-vergi-donemlerinde-enflasyon-duzeltmesi-uygulanmayacak-sirketler-ve-vergi-tahsilati-uzerinde-etkileri-neler-olacak</p>

<p>Beer, S., Griffiths, M. ve Klemm, A. (2023). Tax distortions from inflation: What are they? How to deal with them? IMF Working Paper No. 23/18. https://doi.org/10.5089/9798400232138.001</p>

<p>Bulow, J. ve Shoven, J. B. (1982). Inflation, corporate profits, and the rate of return to capital. R. E. Hall (Ed.), Inflation: Causes and Effects içinde (ss. 233–260). University of Chicago Press / NBER.</p>

<p>Doğan, A. F. (1982). Yeniden değerleme ve ekonomik sonuçları. Vergi Dünyası, Ekim 1982 (arşiv). https://www.vergidunyasi.com.tr/arsiv/makaleler/yeniden-degerleme-ve-ekonomik-sonuclari-10366</p>

<p>Karyağdı, N. (2024a). Enflasyon düzeltmesindeki Gordion düğümü nasıl çözülecek? Vergi Dünyası (köşe yazısı, Aralık 2024). https://vergidunyasi.com.tr/banner/enflasyon-duzeltmesindeki-gordion-dugumu-nasil-cozulecek</p>

<p>Karyağdı, N. (2024b). Enflasyon düzeltmesi meydan muharebesi nasıl sonuç verdi? Vergi gelirleri arttı mı azaldı mı? Vergi Dünyası (köşe yazısı, Ekim 2024). https://www.vergidunyasi.com.tr/banner/enflasyon-duzeltmesi-meydan-muharebesi-nasil-sonuc-verdi-vergi-gelirleri-artti-mi-azaldi-mi</p>

<p>Mas-Montserrat, M., Colin, C., Ribault, E. ve Brys, B. (2023). The design of presumptive tax regimes. OECD Taxation Working Papers, No. 59. https://doi.org/10.1787/141239bb-en</p>

<p>Korkmaz, A. (2024). Sabit kıymet satış kârına ilişkin özel fonun enflasyon düzeltmesine tabi tutulması. Lebib Yalkın Mevzuat Dergisi, Nisan 2024.</p>

<p>Özerçen, E. (2023). İnşaat sektörü enflasyon vergisi ve bir çözüm önerisi. MuhasebeTR.</p>

<p>Özsoy, İ. (2015). Stok değerleme yöntemleri ve bu yöntemlerin vergi kanunları karşısındaki durumu. Vergi Dünyası, 34(401).</p>

<p>Toroslu, M. V. (2024). Stoklarda enflasyon muhasebesi uygulaması. Lebib Yalkın Mevzuat Dergisi, Ocak 2024.</p>

<p>Yavuzaslan Söylemez, S. (2023). İnşaat sektöründe enflasyon muhasebesinin tamamlanan inşaat maliyetine etkisi. Denetim ve Güvence Hizmetleri Dergisi, 3(2), 242–262.</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, 30.11.2023, E.2023/105, K.2023/208 (RG 16.01.2024, 32431).</p>

<p>Danıştay 4. D., 09.12.1998, E.1997/2641, K.1998/4908; 14.12.1998, E.1997/5476, K.1998/5076 (Mevbank Neo içtihat veri tabanı); 25.12.2008, E.2006/2595, K.2008/6239 (Danıştay Dergisi); 30.05.2023, E.2022/1641, K.2023/2982 (Mevbank Neo; VDDK 2025/70 sayılı kararda da aktarılmaktadır).</p>

<p>Danıştay VDDK, 26.02.2025, E.2024/393, K.2025/70 (Danıştay Karar Bülteni 29); 22.10.2025, E.2025/625, K.2025/885 (Mevbank Neo içtihat veri tabanı, kayıt 102259920).</p>

<p>Gelir İdaresi Başkanlığı özelgeleri: Ankara VDB, 03.01.2012, B.07.1.GİB.4.06.17.01-KDV-2010-14001-33-8; Burdur Defterdarlığı, 11.04.2014, 43456486-001-2; Ankara VDB, 27.08.2014, 27575268-105[262-2013-209]-831; Ankara Defterdarlığı, 23.03.2026, E-27575268-105[Mük.298-2024-533]-175780.</p>

<p>7571 sayılı Kanun (RG 25.12.2025/33118), m. 34 (VUK geçici 37). VUK Genel Tebliğleri: 537 (RG 14.05.2022/31835), 555 (RG 30.12.2023/32415 2. Mük.), 582 (RG 15.02.2025/32814), 587 (RG 24.12.2025/33117).</p>

<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğler (RG tarih/sayıları Tablo 1 notunda). TÜİK, İnşaat Maliyet Endeksi (2015=100, toplam) ve Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (2003=100), aylık tablolar (erişim: Eylül 2026). TCMB, Konut Fiyat Endeksi ve Yeni Kiracı Kira Endeksi bültenleri (2017=100 ve 2023=100 serileri; Temmuz 2026 bülteni).</p>

<p>Sosyal Güvenlik Kurumu (2025). Asgari işçilik uygulaması. https://www.sgk.gov.tr (erişim: Eylül 2026).</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>7440 sayılı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun</title>
		<link>https://www.itimatglobal.com/7440-sayili-alacaklarin-yeniden-yapilandirilmasi-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun/</link>
					<comments>https://www.itimatglobal.com/7440-sayili-alacaklarin-yeniden-yapilandirilmasi-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aydın Dede]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Mar 2023 20:12:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized @tr]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.itimatglobal.com/?p=11256</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.itimatglobal.com/7440-sayili-alacaklarin-yeniden-yapilandirilmasi-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alacak ve Borç Senetleri Reeskont Oranları Düşürüldü</title>
		<link>https://www.itimatglobal.com/alacak-ve-borc-senetleri-reeskont-oranlari-dusuruldu/</link>
					<comments>https://www.itimatglobal.com/alacak-ve-borc-senetleri-reeskont-oranlari-dusuruldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aydın Dede]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jan 2022 18:44:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized @tr]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.itimatglobal.com/?p=10764</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.itimatglobal.com/alacak-ve-borc-senetleri-reeskont-oranlari-dusuruldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Finansman Gider Kısıtlaması ve Uygulanması</title>
		<link>https://www.itimatglobal.com/finansman-gider-kisitlamasi-ve-uygulanmasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bilge Yelkenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 May 2021 11:25:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İtimat Global Makaleler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.itimatglobal.com/?p=8807</guid>

					<description><![CDATA[Finansman gider kısıtlaması 6322 sayılı Kanunun 37 nci maddesiyle 1/1/2013 tarihinden itibaren yürürlüğe girmek üzere bu Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (i) bendiyle; kredi kuruluşları, finansal kuruluşlar, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri dışında, kullanılan yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletmelerde, aşan kısma münhasır olmak üzere, yatırımın maliyetine eklenenler hariç, işletmede kullanılan yabancı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>      Finansman gider kısıtlaması 6322 sayılı Kanunun 37 nci maddesiyle 1/1/2013 tarihinden itibaren yürürlüğe girmek üzere bu Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (i) bendiyle; kredi kuruluşları, finansal kuruluşlar, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri dışında, kullanılan yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletmelerde, aşan kısma münhasır olmak üzere, yatırımın maliyetine eklenenler hariç, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının %10&#8217;unu aşmamak üzere 37272021 tarihli ve 3490 sayılı Cumhurbaşkanı  Kararıyla kanunen kabul edilmeyen gider (KKEG) olarak kabul edilmiştir.</p>
<p>      Finansman gider kısıtlaması 6322 sayılı Kanunun 37 nci maddesiyle 1/1/2013 tarihinden itibaren yürürlüğe girmek üzere bu Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (i) bendiyle; kredi kuruluşları, finansal kuruluşlar, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri dışında, kullanılan yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletmelerde, aşan kısma münhasır olmak üzere, yatırımın maliyetine eklenenler hariç, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının %10&#8217;unu aşmamak üzere 37272021 tarihli ve 3490 sayılı Cumhurbaşkanı  Kararıyla kanunen kabul edilmeyen gider (KKEG) olarak kabul edilmiştir.</p>
<p><ul><li>5684 sayılı Kanun kapsamında faaliyette bulunan sigorta ve reasürans şirketleri,</li>
<li>5411 sayılı Kanun kapsamında faaliyette bulunan Türkiye&#8217;de kurulu mevduat bankaları, katılım bankaları, kalkınma ve yatırım bankaları, yurt dışında kurulu bu nitelikteki kuruluşların Türkiye&#8217;deki şubeleri ve finansal holding şirketleri,</li>
<li>6362 sayılı Kanun kapsamında sermaye piyasası faaliyetinde bulunan kurumlar, </li>
<li>6361 sayılı Kanunun ilgili maddelerinde yer alan sözleşmelere uygun olarak faaliyette bulunan finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri ve</li>
<li>6361 sayılı Kanunun ilgili maddelerinde yer alan sözleşmelere uygun olarak faaliyette bulunan finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri ve</li></ul></p>
<p>Gider kısıtlaması kapsamına giren yabancı kaynaklara ilişkin giderlerin maliyete dahil edilmesi durumunda kısıtlama olmayacaktır. Vergi Usul Kanununun 262’nci maddesi ve bu maddeye ilişkin Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde yapılan açıklamalar çerçevesinde, zorunlu olarak ya da mükellefin ihtiyarında maliyete eklenen yabancı kaynaklara ait gider ve maliyetler gider kısıtlamasına konu olmayacaktır.</p>
<p>Teminat mektubu komisyonları, tahvil ihracı ile ilgili olarak yapılan baskı ve benzeri giderler ile ipotek masrafları gibi herhangi bir yabancı kaynak kullanımına bağlı olmaksızın yapılan giderlerin gider kısıtlamasına konu edilmesi söz konusu değildir. Aynı şekilde bir finansman gideri olmayıp finansman geliri azalması niteliğinde olan erken ödeme iskontoları veya peşin ödeme iskontoları da gider indirimi kısıtlaması kapsamı dışındadır. Bir gider veya maliyet unsurunun gider kısıtlamasına konu edilmesi için bunların yabancı kaynak kullanımına ve bu kaynağın kullanım süresine bağlı olarak doğmuş olması gerekmektedir.</p>
<p>Öte yandan, kredi sözleşmelerine ilişkin olarak ödenen damga vergisi veya banka havale ücretlerine ilişkin ödenen banka ve sigorta muameleleri vergisi gibi bir yabancı kaynağın kullanım süresine bağlı olarak doğmayan gider ve maliyet unsurları gider indirimi kısıtlaması uygulamasına tabi olmayacaktır. Bu giderlerden kredi faizleri üzerinden hesaplanan banka ve sigorta muameleleri vergisi gibi bir yabancı kaynağın işletmede kullanım süresine bağlı olarak doğanların ise gider indirimi kısıtlaması uygulamasına konu edileceği açıktır.</p>
<h3><strong>Geçici vergi dönemlerinde finansman gider kısıtlaması</strong></h3>
<p>Kanunun 11’inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi kapsamında finansman gider kısıtlaması 3490 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’yla, 1/1/2021 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemi kazançlarına uygulanmaya başlandığından,  hesap dönemi olarak takvim yılını kullanan mükelleflerde 2021 yılının ilk geçici vergilendirme döneminde,  kendilerine özel hesap dönemi tayin edilmiş olan mükelleflerde ise 2021 yılında başlayan özel hesap döneminin ilk geçici vergilendirme döneminde yabancı kaynak ve öz kaynak mukayesesi yapılarak dikkate alınacaktır.</p>
<p>Önceki geçici vergilendirme dönemlerinde finansman gider kısıtlaması şartlarını taşımayan mükellefler, şartların oluştuğu geçici vergilendirme döneminden itibaren finansman gider kısıtlamasına tabi olacaktır. Bu durumda, önceki geçici vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak düzeltme beyannamesi verilmesine gerek bulunmamaktadır. Yıllık dönemde finansman gider kısıtlamasına tabi olunup olunmayacağı hesap döneminin son günü itibarıyla çıkarılacak bilanço esas alınarak tespit edilecektir. Özel hesap dönemi 2021 yılı içinde sona eren  mükellefler, 2021 yılı içinde başlayıp 2022 yılında sona erecek özel hesap dönemlerinde şartların oluşması halinde finansman gider kısıtlaması uygulamaya başlayacaklardır.</p>
<h3><strong>Yıllara sari inşaat ve onarma işleri ile uğraşan mükelleflerde gider kısıtlaması uygulaması</strong></h3>
<p>Gelir Vergisi Kanunu’nun 42’nci maddesi hükmüne göre birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işlerinde kâr veya zarar işin bittiği yıl kesin olarak tespit edilmekte ve kazancın tamamı o yılın geliri sayılarak vergilendirilmektedir. Bu işlerle uğraşanların kullandıkları yabancı kaynaklara ilişkin finansman giderlerinin, işin kesin kâr veya zararının tespit edildiği yıl kazancının hesaplanmasında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınması gerektiğinden, gider kısıtlamasına ilişkin uygulama da aynı dönemde yapılacaktır.</p>
<p>Birden fazla inşaat ve onarma işinin birlikte yapılması veya yıllara sari inşaat ve onarma işlerinin yanı sıra başka işlerin de bulunması halinde, yapılan finansman giderleri hangi yılın kâr veya zarar tutarının tespitinde dikkate alınıyorsa, o yılda gider indirimi kısıtlamasına konu edilecektir.</p>
<p>Öte yandan, gider indirimi kısıtlamasına ilişkin hükümler 1/1/2021 tarihinden itibaren uygulanmak üzere yürürlüğe girdiğinden, bu tarihten önce mahiyet ve tutar itibarıyla kesinleşmiş olan ancak yıllara sari inşaat ve onarma işlerinin kazancı işin bittiği yılın kazancı olarak beyan edileceğinden henüz kurum kazancının tespitinde dikkate alınmamış olan finansman giderlerinin, inşaat ve onarma işi kazancının hangi yıl beyan edildiğine bakılmaksızın, gider indirimi kısıtlanmasına konu edilmezler. </p>
<p>Finansman giderlerinin yanı sıra finansman geliri de elde etmiş olan mükelleflerin gider kısıtlaması uygulamasında söz konusu gelir ve giderlerini birbiri ile mukayese etmek suretiyle netleştirmeleri mümkün olmayıp finansman giderleri toplamının gider kısıtlamasına konu edilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Yabancı kaynak kullanımından doğan kur farkı giderleri; yabancı kaynağın hangi yılda kullanıldığına bakılmaksızın, 2021 yılı kazancının tespiti de dahil olmak üzere döviz kurlarındaki değişim dikkate alınarak hesaplanan gerçek tutarları ile gider indirimi kısıtlamasına konu edilir.</p>
<p>Yabancı kaynak kullanımından doğan kur farkı giderleri; yabancı kaynağın hangi yılda kullanıldığına bakılmaksızın, 2021 yılı kazancının tespiti de dahil olmak üzere döviz kurlarındaki değişim dikkate alınarak hesaplanan gerçek tutarları ile gider indirimi kısıtlamasına konu edilir.</p>
<p><strong>Adi ortaklıklarda finansman gider kısıtlaması açısından değerlendirildiğinde;</strong>  Adi ortaklıkların tüzel kişilikleri bulunmadığından, kazançları dolayısıyla gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olmaları söz konusu değildir. Bu nedenle, adi ortaklık bünyesinde yürütülen faaliyetten doğan kâr veya zarar, adi ortaklığı oluşturan ortaklar tarafından hisseleri oranında kendi kazançlarına dahil edilerek vergilendirilmektedir.</p>
<p>Finansman gider kısıtlaması uygulamasında adi ortaklıklar, adi ortaklığı oluşturan ortaklardan ayrı bir birim olarak değerlendirilecektir. Adi ortaklığın finansman giderleri, adi ortaklığın ortakları tarafından doğrudan kendi finansman giderlerine dahil edilmeyecektir. Ancak, bilançolarında yabancı kaynak tutarı öz kaynak tutarını aşan adi ortaklıklarda, aşan kısma münhasır olmak üzere, yatırımın maliyetine eklenenler hariç, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının %10&#8217;u ortakların hisseleri oranında, verecekleri beyannamelerinde KKEG olarak dikkate alınacaktır.</p>
<h3><strong>Finasman Gider Kısıtlaması Uygulaması ve Bir Örnek:</strong></h3>
<p>Yabancı kaynağın kullanım süresine bağlı olarak doğan her türlü faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı, faktoring kuruluşlarına verilen iskonto bedelleri ve benzeri adlar altında yapılmış olan gider ve maliyet unsurlarından oluşur. Bu tutarların yer aldığı 780, 660, 656 hesaplar ve benzeri hesaplardaki rakamlar kısıtlamaya tabi olacak. Gider kısıtlamasının yapılacağı dönem itibariyle çıkarılan bilançodaki özsermaye olup, her dönem sonu itibariyle bilanço çıkarılması gerekiyor.  Örneğin; 2021/1. Geçici için 31.03.2021 tarihli bilançodaki özsermaye dikkate alınacaktır. Teminat mektubu komisyonları, tahvil ihracı ile ilgili olarak yapılan baskı ve benzeri giderler ile ipotek masrafları gibi herhangi bir yabancı kaynak kullanımına bağlı olmaksızın yapılan giderlerin gider kısıtlamasına konu edilmesi söz konusu değildir. Aynı şekilde bir finansman gideri olmayıp finansman geliri azalması niteliğinde olan erken ödeme iskontoları veya peşin ödeme iskontoları da gider indirimi kısıtlaması kapsamı dışındadır. Kredi sözleşmelerine ilişkin olarak ödenen damga vergisi veya banka havale ücretlerine ilişkin ödenen banka ve sigorta muameleleri vergisi gibi bir yabancı kaynağın kullanım süresine bağlı olarak doğmayan gider ve maliyet unsurları gider indirimi kısıtlaması uygulamasına tabi olmayacaktır. İlgili duran varlık kullanılmaya hazır hale gelinceye kadar yatırım projelerine ilişkin olarak “Yapılmakta olan yatırımlar” hesabında izlenen tutarlar da dahil olmak üzere her türlü (teşvik belgeli veya belgesiz) amortismana tabi iktisadi kıymetler olup, bunların maliyetine eklenen finansman <strong><u>giderleri kısıtlamaya tabi olmayacaktır.</u></strong>  Gelir tablosunda yer alan doğrudan finansman giderleri kısıtlamaya tabi olacak ve bu giderler içinden yatırım maliyetine aktarılan tutar olursa, aktarılan tutar gider kısıtlamasına tabi olmayacak, kalan tutar kısıtlamada dikkate alınacaktır.</p>
<h3><strong>Örnek: </strong></h3>
<p><img style="width:100%;" src="https://www.itimatglobal.com/wp-content/uploads/2021/05/itimat-1.png"></p>
<h3><strong>Finansman gider kısıtlamasına ilişkin sorunlar;</strong></h3>
<p>Düzenleme öncesi borçlanmaların kapsama dahil edilmemesi (mülga 5422 sayılı KVK döneminde uygulanan finansman gider kısıtlamasında, Danıştay’ın düzenleme öncesinde kullanılan kredilerin kısıtlamaya tabi olmayacağı yönünde kararları bulunmakta olup burada da, gereksiz ihtilafların önüne geçmek adına, düzenleme öncesi alınan borçların kapsama dahil edilmemesi gerektiği)</p>
<p>KDV yüklenimi olan borçlanmalara ilişkin olarak KDV indirimine imkan tanınması,( KDV yükü içeren finansman giderlerinin KKEG olan kısmı açısından KDV indirim hakkının devam edip etmediği konusu önem taşımaktadır. KDVK’nın 30/d maddesi gereği finansman gider kısıtlamasına tabi tutulan giderlere ait KDV tutarlarının indirimi, mevcut düzenlemeler çerçevesinde, mümkün görünmüyor. Mülga 5422 sayılı KVK döneminde uygulanan finansman gider kısıtlamasında, Tebliğ açıklamasıyla, KDV indirimlerinin reddedilmeyeceği belirtilmiş olduğu için burada da Tebliğ ile benzer bir izaha yer verilmeli)</p>
<p>İmalatçıların (daha önceki düzenlemede olduğu gibi) kapsam dışına alınması,</p>
<p>Mal ve hizmet alımlarından kaynaklanan tedarik borçlanmaların düzenleme dışında tutulması, (Yabancı kaynak ifadesine, mal ve hizmet alımlarından kaynaklanan borçların da dahil olup olmadığı konusunda, mülga 5422 sayılı KVK’daki uygulamaya benzer şekilde, bu borçların da kapsama dahil olduğunu anlıyoruz. Ancak, Pandemi döneminde artan tedarik sorunları nedeniyle düzenlemenin bu kısmının, en azından 2021 yılı için, uygulanmaması gerektiği kanaatindeyiz. Ayrıca, yatırım maliyetine dahil edilen finansman giderleri kapsam dışında olduğu için öz sermaye kıyaslamasında bu yabancı kaynaklarında hesaplamaya dahil edilmemesi gerektiği)</p>
<p>Örtülü sermayede olduğu gibi kapsam dışında tutulacak borçlanmaların açıkça belirlenmesi,</p>
<p>Yatırım kavramının netleştirilmesi ve yatırım maliyetiyle ilişkilendirilen yabancı kaynakların öz sermaye mukayesesinde dikkate alınmaması,</p>
<p>Finansman gider ve kur farkı zararının yanı sıra faiz geliri ya da kur farkı geliri elde eden mükelleflerin bu tutarlarının KKEG tutarından mahsup edilmesine olanak tanınması olarak sıralanabilir.</p>
<p>Yukarıda sözü edilen sorunların ile ilgili gerekli izahatların idarenin ikincil düzenlemeleri ile giderilip açıklığa kavuşturulması beklenmektedir. Söz konusu düzenlemeler yayınlandığında detaylı bilgilendirme yapılacaktır. </p>
<h4><strong>Saygılarımızla</strong></h4>
<h4><strong>Bilge YELKENCİ</strong></h4>
<h5><strong>Bağımsız Denetçi &#8211; SMMM</strong></h5>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>K.Ç.Ö ve Ücretsiz İzinlerin Çalışma Hayatına Etkileri</title>
		<link>https://www.itimatglobal.com/kco-ve-ucretsiz-izinlerin-calisma-hayatina-etkileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Filiz Erboğa]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Apr 2021 12:34:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İtimat Global Makaleler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.itimatglobal.com/?p=8761</guid>

					<description><![CDATA[26.03.2020 / 31.03.2021 tarihleri arasında uygulanmış olan Kısa Çalışma Ödeneği ve 17 Mayıs 2021 tarihine kadar devam edecek olan Nakdi Ücret Desteği (Pandemi ücretsiz İzin) İşten Çıkarma Yasağı uygulama öncesinde birtakım tereddütler yaratmış ancak işverenler, çalışanlar, İK uzmanları, Mali Müşavirler gibi konunun taraflarınca bir süre içinde benimsenmişti. Şimdi ise uygulamanın, yaratacağı etkiler yönünden başka belirsizlikler [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>26.03.2020 / 31.03.2021 tarihleri arasında uygulanmış olan Kısa Çalışma Ödeneği ve 17 Mayıs 2021 tarihine kadar devam edecek olan Nakdi Ücret Desteği (Pandemi ücretsiz İzin) İşten Çıkarma Yasağı uygulama öncesinde birtakım tereddütler yaratmış ancak işverenler, çalışanlar, İK uzmanları, Mali Müşavirler gibi konunun taraflarınca bir süre içinde benimsenmişti.</p>
<p>Şimdi ise uygulamanın, yaratacağı etkiler yönünden başka belirsizlikler dikkat çekmekte, aynı taraflarca tartışılmakta ve çözüm aranılmaktadır.</p>
<p>Bu yazımızda uygulama ile ilgili olarak yakın gelecekte karşılaşılması muhtemel sorunlar ve çözüm önerilerimize yer verdik.</p>
<p><strong>Pandemi Döneminde&nbsp;Kısa Çalışma ve Nakdi Ücret Desteği (Pandemi Ücretsiz İzin) uygulama sürelerinin İş Sözleşmesi Üzerinde Etkisi, Yıllık İzin, Kıdem&nbsp;ve İhbar Tazminatı Açısından Değerlendirilmesi,</strong></p>
<p>Kısa Çalışmanın İş Sözleşmesine Etkisi Kısa çalışma uygulaması sırasında işçinin hiç çalışmaması durumunda taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesi sona ermemekte, kendiliğinden ve kanundan kaynaklanan bir nedenle tarafların iradesine bağlı olmaksızın bir süre askıya alınmaktadır. İş sözleşmesinin askı hali yasa ve yönetmelikle en çok 3 ay süreyle sınırlandığından bu süre sonunda sözleşme kendiliğinden askıdan kurtulacaktır. (Caniklioğlu, 2005: 518).</p>
<p>Kısa çalışma uygulamasında işyerindeki normal haftalık çalışma süresi önemli ölçüde azalır ve işçinin iş görme işverenin ücret ödeme borcu yapılan iş süresince devam eder, buradaki değişiklik sadece geçici olarak işin yapılış süresindedir, askı hali bulunmamaktadır. (Caniklioğlu, 2005:519, dipn. 52).</p>
<h3><strong>Kısa Çalışma Ödeneği</strong></h3>
<p>Kısa çalışma ve kısa çalışma ödeneği önce 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 65’inci maddesinde düzenlenmiş olup, daha sonra söz konusu madde İş Kanunu’ndan çıkarılarak 15.05.2008 tarih ve 5763 sayılı Kanunun 18’inci maddesi hükmü gereğince 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun Ek 2ncİ maddesine taşınmıştır.</p>
<h3><strong>4447 Sayılı Kanun Ek 2. Maddesi Kısa çalışma ve kısa çalışma ödeneği Ek Madde 2 – (Ek: 15/5/2008-5763/18 md.; Değişik: 13/2/2011-6111/73 md.)</strong></h3>
<p>Genel ekonomik, sektörel veya bölgesel kriz ile zorlayıcı sebeplerle işyerindeki haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak önemli ölçüde azaltılması veya işyerinde faaliyetin tamamen veya kısmen geçici olarak durdurulması hallerinde, işyerinde üç ayı aşmamak üzere kısa çalışma yapılabilir. (Ancak aynı kanuna eklenen Geçici 8.
Maddeye göre bu süre 20008-2009-2010 yılları için altı aya uzatılmış olup, diğer maddeye göre; yer alan kısa çalışma ödeneğinin süresini altı aya kadar uzatmaya ve işsizlik ödeneğinden mahsup edilip edilmeyeceğini belirlemeye Cumhurbaşkanı yetkilidir.)</p>
<h3><strong>Nakdi Ücret Desteği (Pandemi Ücretsiz İzin)</strong></h3>
<p>İlk defa 7244 sayılı Kanun ile virüs salgını nedeniyle geçici bir süre için işverene işçisini ücretsiz izne çıkarma yetkisi verildi. 4857 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi uyarınca işveren tarafından ücretsiz izne ayrılan ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayan işçiler ile 15/3/2020 tarihinden sonra 51 inci madde kapsamında iş sözleşmesi feshedilen ve bu Kanunun diğer hükümlerine göre işsizlik
ödeneğinden yararlanamayan işçilere, “herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan yaşlılık aylığı almamak kaydıyla ve 4857 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesinde yer alan fesih yapılamayacak süreyi geçmemek üzere, bu süre içinde ücretsiz izinde bulundukları veya işsiz kaldıkları süre kadar, Fondan nakdi ücret desteği verilir” şeklinde düzenlenmiştir.</p>
<h3><strong>Kısa Çalışma Döneminin Yıllık İzin Süreleri Açısından Değerlendirilmesi:</strong></h3>
<p>4857 sayılı İş Kanunu’nun 55’inci maddesinin (j) bendinde; İşveren tarafından verilen diğer izinler ile 65’inci maddedeki kısa çalışma süreleri yıllık ücretli izin hakkının hesabında çalışılmış süreler arasında sayılmıştır.</p>
<h3><strong>Yıllık İzin Bakımından Çalışılmış Gibi Sayılan Haller</strong></h3>
<p>4857 Sayılı İş Kanunu Madde- 55</p>
<p>Aşağıdaki süreler yıllık ücretli izin hakkının hesabında çalışılmış gibi sayılır:</p>
<p> a) İşçinin uğradığı kaza veya tutulduğu hastalıktan ötürü işine gidemediği günler (Ancak, 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen süreden fazlası sayılmaz.).</p>
<p> b) Kadın işçilerin 74’üncü madde gereğince doğumdan önce ve sonra
çalıştırılmadıkları günler.</p>
<p> c) İşçinin muvazzaf askerlik hizmeti dışında manevra veya herhangi bir kanundan dolayı ödevlendirilmesi sırasında işine gidemediği günler (Bu sürenin yılda 90 günden fazlası sayılmaz.).</p>
<p> d) Çalışmakta olduğu işyerinde zorlayıcı sebepler yüzünden işin aralıksız bir haftadan çok tatil edilmesi sonucu olarak işçinin çalışmadan geçirdiği zamanın on beş günü (işçinin yeniden işe başlaması şartıyla).</p>
<p> e) 4857 sayılı İş Kanunu md. 66/1/d bendine göre geçen zamanlar (“İşçinin işveren tarafından başka bir yere gönderilmesi veya işveren evinde veya bürosunda yahut işverenle ilgili herhangi bir yerde meşgul edilmesi suretiyle asıl işini yapmaksızın geçirdiği süreler” işçinin günlük çalışma süresinden sayılır.)</p>
<p> f) Hafta tatili, ulusal bayram, genel tatil günleri.</p>
<p> g) 3153 sayılı Kanuna dayanılarak çıkarılan tüzüğe göre röntgen
muayenehanelerinde çalışanlara pazardan başka verilmesi gereken yarım günlük izinler.</p>
<p> h) İşçilerin arabuluculuk toplantılarına katılmaları, hakem kurullarında bulunmaları, bu kurullarda işçi temsilciliği görevlerini yapmaları, çalışma hayatı ile ilgili mevzuata göre kurulan meclis, kurul, komisyon ve toplantılara yahut işçilik konuları ile ilgili uluslararası kuruluşların konferans, kongre veya kurullarına işçi veya
sendika temsilcisi olarak katılması sebebiyle işlerine devam edemedikleri günler.</p>
<p> ı) İşçilerin evlenmelerinde üç güne kadar, ana veya babalarının, eşlerinin, kardeş veya çocuklarının ölümünde üç güne kadar verilecek izinler.</p>
<p><strong> j) İşveren tarafından verilen diğer izinler ile 65 inci maddedeki kısa çalışma süreleri.</strong></p>
<p> k) Bu Kanunun uygulanması sonucu olarak işçiye verilmiş bulunan yıllık ücretli izin süresi.</p>
<h3><strong>Kısa Çalışma Döneminin Kıdem Tazminatı Süreleri Açısından
Değerlendirilmesi:</strong></h3>
<p>Kıdem tazminatın esas sürenin hesabına kısa çalışma döneminin eklenip eklenmeyeceği hususunda&nbsp;<strong>kanunda açıklık bulunmamakla birlikte,</strong>&nbsp;Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.11.1983 tarihli ve Esas: 1981/9-1067, K: 1983/1169 sayılı kararında; kıdeme esas hizmet süresinin tespitinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 55’inci maddesindeki düzenlemenin dikkate alınması gerektiği yani&nbsp;<strong>kısa çalışma süresinin de kıdeme esas alınması gerektiği belirtilmektedir.</strong></p>
<p>Yargıtay 2008 krizinde uygulanan kısa çalışma ödeneği sonucu işçinin bu sürelerin kıdem tazminata eklenmemesi üzere açtığı davada şu şekilde karar vermiştir;</p>
<p>“Somut olayda davacı işçinin 22.12.2008-18.6.2009 tarihleri arasında Yasa’ya uygun biçimde 5 ay 27 gün kısa çalışma yaptığı ve&nbsp;<strong><u>kısa çalışma süresinin&nbsp;çalışılmış sayılan süre kapsamında&nbsp;kıdemine eklenmesi gerektiği tartışmasızdır.</u></strong></p>
<p>Kanun koyucu 5838 Sayılı yasanın 1. maddesiyle yapılan değişiklik ile 2008, 2009 ve 2010 yılları için azami kısa çalışma süresini 3 aydan 6 aya çıkarmıştır.</p>
<p>Bu sebeple davacının kıdemine eklenen kısa çalışma yaptığı süre Yasanın Geçici 8. maddesinde 5838 Sayılı yasanın 1. maddesiyle yapılan değişiklik kapsamında kaldığından&nbsp;<strong>5 ay 27 günlük fiili kısa çalışma süresinin kıdemine eklenmesine ilişkin Mahkeme kararının Kanun koyucunun iradesine ve Kanuna uygun olduğu açıktır.”</strong>&nbsp;(Yargıtay 9.H.D., E. 2010/50993, K. 2011/27305, T. 14.07.2011[2])</p>
<p><u>Yukarıdaki Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere kısa çalışma ödeneğinin kıdeme eklenmesi hususu net bir şekilde ifade edilmiştir.</u></p>
<h3><strong>Nakdi Ücret Desteği (Pandemi Ücretsiz İzin) Döneminin Yıllık İzin ve Kıdem Tazminatı Süreleri Açısından Değerlendirilmesi:</strong></h3>
<p>Pandemi nedeniyle Nakdi Ücret Desteği (Pandemi Ücretsiz İzin) ise İş kanunun 55. Maddesi gereğince <strong><u>işveren tarafından verilen diğer izinler başlığı altında değerlendirilebileceğini</u></strong> ve işçi lehine yorum ilkesi gereğince işçinin iradesi olmadan&nbsp;<strong>işveren tarafından tek taraflı olarak verilen iznin çalışılmış sürelerden sayılabileceği dolayısıyla yıllık izin ve kıdeme esas alınabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.</strong></p>
<h2><strong>SONUÇ</strong></h2>
<p>Kısa Çalışma Dönemi, 31 Mart 2021 tarihi itibari ile sona ermiş bulunmakta. Nakdi Ücret Desteği (Pandemi ücretsiz İzin) ve İşten Çıkarma Yasağı yeni bir uzama olmadığı takdirde 17 Mayıs 2021 tarihinde son bulacaktır. İlerleyen Dönemlerde mevcut uygulamaların yargı içtihatlarını ne şekilde etkileyeceği elbette görülecektir.</p>
<p>Özellikle pandemi döneminde işçi lehine yorum ilkesi çerçevesinde konu değerlendirildiğinde, işçinin elinde olmayan sebeplerle ya da işverenin tek taraflı tasarrufu sonucu çalışamamasının sonuçlarının işçi üzerinde doğmasının hakkaniyete aykırı olması sebebiyle&nbsp;<strong>kısa çalışma ödeneğinden yararlanan işçiler için bu süreler kıdeme esas alınacaktır.</strong></p>
<p>Yukarıda belirtilen kararda&nbsp;<strong>Yargıtay uzatılan kısa çalışma ödeneği süresini de kıdeme esas kabul etmiştir.</strong> Bu şekilde işçi lehine yorum yapılarak Cumhurbaşkanı tarafından verilen kısa çalışma ödeneği süresinin uzatılması halinde; <strong><u>bu sürenin şu anki içtihatlar doğrultusunda en az üç ay olacağı üst sınırın ise 6 ay olacağı görüşü ağırlıktadır.</u></strong></p>
<p>Yine Pandemi nedeniyle Nakdi Ücret Desteği (Pandemi Ücretsiz İzin) uygulamasının işçinin onayı ya da tarafların anlaşması söz konu olmadığından, işverenin tek taraflı tasarrufunun sonucu olarak çalışılmayan günlerinde kıdem tazminatında esas alınacağı değerlendirilmektedir.</p>
<h4><strong>Saygılarımızla</strong></h4>
<h4><strong>Filiz ERBOĞA</strong></h4>
<h5><strong>İK DANIŞMANI</strong></h5>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamiline Yazılı Hisse Senetlerinin Bildirim Zorunluluğu</title>
		<link>https://www.itimatglobal.com/hamiline-yazili-hisse-senetlerinin-bildirim-zorunlulugu/</link>
					<comments>https://www.itimatglobal.com/hamiline-yazili-hisse-senetlerinin-bildirim-zorunlulugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeşim Ertuğrul]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Apr 2021 09:17:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İtimat Global Makaleler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.itimatglobal.com/?p=8716</guid>

					<description><![CDATA[31 Aralık 2020 tarihli (5. Mükerrer) 31351 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 7262 sayılı “Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanunun” 28- 34’üncü maddelerinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na ilişkin değişiklikler yapılmıştır. 01/04/2021 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik ile, hamiline yazılı pay sahipliğinin Merkezi Kayıt Kuruluşu(MKK) nezdinde kayıt altına alınmasına yönelik önemli bir düzenleme yapılmıştır. TTK [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2></h2>



<p>31 Aralık 2020 tarihli (5. Mükerrer) 31351 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 7262 sayılı “Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanunun” 28- 34’üncü maddelerinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na ilişkin değişiklikler yapılmıştır.</p>
<p><strong>01/04/2021</strong> tarihinde yürürlüğe giren değişiklik ile, <u>hamiline yazılı pay sahipliğinin Merkezi Kayıt Kuruluşu(MKK) nezdinde kayıt altına alınmasına yönelik</u> önemli bir düzenleme yapılmıştır. TTK 486 ve 489. Maddelerinde yapılan değişikliğe göre; 
</p>
<p><strong>a-</strong> Hali hazırda hamiline yazılı hisse sahiplerinin 31.12.2021 tarihine kadar bildirimde bulunması, 
<strong>b-</strong> 01.04.2021 tarihinden sonra dağıtılacakların ise, şirketlerce dağıtılmadan önce bildirilmesi 
Zorunluluğu getirilmiştir.
</p>



<h4><strong>A- Hali hazırda hamiline yazılı hisse sahiplerinin bildirimde bulunması</strong></h4>



<p>TTK ya eklenen geçici 14. madde gereğince; Kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği <strong>01/04/2021</strong> tarihi itibariyle <span style="color:red;"><strong>Hamiline yazılı pay senedine sahip olanların 31/12/2021 tarihine kadar </strong></span>MKK’ya bildirilmek üzere pay senetleriyle birlikte anonim şirkete başvurması, anonim şirket yönetim kurulunun da başvuru üzerine, beş iş günü içinde hamiline yazılı pay sahipleri ile sahip oldukları paya ilişkin bilgileri <u>Merkezi Kayıt Kuruluşuna</u> bildirmesi gerekmektedir. Başvuruda bulunmayan Pay sahipleri, paya bağlı haklarını gerekli başvuru yapılıncaya kadar kullanamayacaktır. Bu madde uyarınca başvuruda bulunmayanlara 5.000 TL, bildirimde bulunmayan şirketlere 20.000 TL İdari para cezası uygulanacaktır. </p>



<h4><strong><strong>B- 01.04.2021 tarihinden sonra dağıtılacak payların şirketlerce bildirilmesi</strong></strong></h4>



<p><ul><li>Hamiline yazılı pay sahipleri ile sahip oldukları paya ilişkin bilgiler, <span style="color:red;"><strong>sahiplerine dağıtılmadan önce </strong></span>MKK&#8217;ya bildirilecektir. Bildirimde bulunmayanlara 562/13. Madde gereğince 20.000TL İdari para cezası uygulanacaktır.</li>
<li>Hamiline yazılı pay senetlerinin devri; şirket ve üçüncü kişiler hakkında, ancak zilyetliğin geçirilmesi suretiyle payı devralan tarafından MKK’ya yapılacak bildirimle hüküm ifade edecektir. Aksi halde, hamiline yazılı pay senedine sahip olanlar, paya bağlı haklarını gerekli bildirim yapılıncaya kadar kullanamayacaktır. Bildirimde bulunmayanlara 562/13. Madde gereğince <span style="color:red;"><strong>5.000 TL İdari para cezası</strong></span> uygulanacaktır.</li>
<li>Hamiline yazılı pay senedine bağlı hakların şirkete ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesinde MKK’ya yapılan bildirim tarihi esas alınacaktır.</li>
<li>MKK tarafından hamiline yazılı pay senetleriyle ilgili tutulan kayıtlar, ilgili kanunlar uyarınca yetkili kılınmış mercilerle paylaşılacaktır.</li></ul></p>



<h5><strong><strong>Tebliğ İle Yapılan Düzenlemeler</strong></strong></h5>



<p>Hamiline yazılı pay senetlerinin MKK’ya bildirilmesi ve kaydedilmesine ilişkin usul ve esaslar ile bu kapsamda alınacak ücretler Ticaret Bakanlığınca 06.04.2021 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan “<em>Hamiline Yazılı Pay Senetlerinin Merkezi Kayıt Kuruluşuna Bildirilmesi Ve Kayıt Altına Alınması Hakkında Tebliğ”</em> ile belirlenmiştir.</p>



<p>Sermaye Piyasası Kanununun 13&#8217;üncü maddesi uyarınca <strong>payları kayden izlenen şirketler dışında kalan anonim şirketleri kapsayan </strong>uygulama ile ilgili tebliğde yapılan düzenlemeler özetle aşağıdaki gibidir:</p>



<h4></h4>



<p><ul><li>Hamiline yazılı pay senetleri, pay bedellerinin tamamının ödenmesinin ardından yönetim kurulunun alacağı karara istinaden bastırılacak, bu yönetim kurulu kararında; bastırılacak pay senetlerinin; adedi, tertibi, itibari değeri, temsil ettiği pay adedi ve tutarı, grubu, şirket tarafından verilen sıra numarası ile toplam pay adedi, bu paylara karşılık gelen toplam pay bedeli belirtilecektir.
</li>
<li>Hamiline yazılı pay sahibinin bilgileri MKK’ye bildirilerek bu amaçla oluşturulan sisteme kaydedilecektir.</li>
<li>Hamiline yazılı pay senetlerinin devri, şirket ve üçüncü kişiler hakkında, ancak payı devralan tarafından MKK’ye yapılacak bildirimle hüküm ifade edebilecektir. Devralan tarafından şirkete başvurulması durumunda devir bildirimi şirket aracılığıyla yapılacaktır.</li>
<li>Genel kurula katılabilecekler listesi düzenlenirken hamiline yazılı pay sahipleri bakımından MKK’den sağlanan pay sahipleri çizelgesi dikkate alınacaktır.</li>
<li>Sermaye azaltımı veya pay senedinin değiştirilmesi nedeniyle senedin iptal edilmesi durumunda yetkili olanlarca yapılacak bildirim üzerine kayıt, MKK sisteminden iptal edilecektir.</li>
<li>MKK’ye bildirimde bulunulmaması hâlinde, hamiline yazılı pay senedine sahip olanlar, Kanundan doğan paya bağlı haklarını gerekli <strong>bildirim yapılıncaya kadar kullanamayacaktır.</strong> Hakların ileri sürülebilmesinde MKK’ye elektronik yöntemlerle yapılan bildirim tarihi esas alınacaktır.</li>
<li>Pay sahipleri, adlarına kayıtlı olan hamiline yazılı pay senetlerine ilişkin bilgilere MKK sistemi üzerinden erişebilecek ve bu kayıtlar hakkında MKK’den tevsik edici belge alabilecektir. İletişim bilgisinin güncelliğinden ilgili şirket veya pay sahibi sorumlu tutulacaktır.</li>
<li>Kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği 01/04/2021 tarihi itibariyle <strong>hamiline yazılı pay senedine sahip olanların</strong>, MKK’ye bildirilmek üzere pay senetleri ve iki suret halinde düzenlenen formla birlikte <span style="color:red;"><strong>(Kanunun geçici 14. Maddesi gereğince 31/12/2021 tarihine kadar)</strong></span> <strong>şirkete başvurması gerekmektedir.</strong> </li>
<li>31/12/2021 tarihine kadar, genel kurulu toplantıya çağıranlar tarafından genel kurula katılabilecekler listesi düzenlenirken, henüz şirket tarafından MKK’ye bildirilmeyen pay sahipleri de dikkate alınacaktır.</li>
</ul></p>
<p>MKK tarafından verilecek hizmetler ücrete tabi olup, ücret (vergiler hariç) aşağıdaki şekilde belirlenmiştir. </p>



<img style="width:100%" src="https://www.itimatglobal.com/wp-content/uploads/2021/04/itimat-global-makale-.png">



<p><strong>Yeşim ERTUĞRUL</strong></p>



<h5><strong>Yeminli Mali Müşavir</strong></h5>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.itimatglobal.com/hamiline-yazili-hisse-senetlerinin-bildirim-zorunlulugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Entellektüel Sermaye</title>
		<link>https://www.itimatglobal.com/entellektuel-sermaye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Filiz Erboğa]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Mar 2021 09:50:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İtimat Global Makaleler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.itimatglobal.com/?p=8651</guid>

					<description><![CDATA[ÖZET Bu çalışmada sermaye kavramı açıklandıktan sonra; entelektüel sermaye tanımı, gelişimi, ilkeleri, entelektüel sermaye ile ilgili kavramlar ve unsurları anlatılmaya çalışılmıştır. Entelektüel Sermayenin ölçülmesine ilişkin başlıca yöntemlerden bahsedilmiş olup entelektüel sermayenin stratejik, sosyo-ekonomik ve işletmeler açısından önemine yer verilmiştir. Sonuç ve değerlendirmeler bölümünde ise entelektüel sermayenin işletmeler açısından farkındalığı üzerinde durularak genel bir değerlendirme yapılmıştır. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2><strong>ÖZET</strong></h2>
<p>Bu çalışmada sermaye kavramı açıklandıktan sonra; entelektüel sermaye tanımı, gelişimi, ilkeleri, entelektüel sermaye ile ilgili kavramlar ve unsurları anlatılmaya çalışılmıştır. Entelektüel Sermayenin ölçülmesine ilişkin başlıca yöntemlerden bahsedilmiş olup entelektüel sermayenin stratejik, sosyo-ekonomik ve işletmeler açısından önemine yer verilmiştir.  Sonuç ve değerlendirmeler bölümünde ise entelektüel sermayenin işletmeler açısından farkındalığı üzerinde durularak genel bir değerlendirme yapılmıştır.</p>
<h2><strong>ABSTRACT</strong></h2>
<p>In this study, after a brief explanation of the term “capital”, definitions of intellectual capital, its development process, related concepts and elements will be discussed. Main methods concerning the measurement of intellectual capital are also addresses, along with its importance in socio-economic and business terms. The section of conclusion and evaluation considers intellectual capital’s contribution to enterprises while providing an overview.</p>
<h2><strong>Giriş</strong></h2>
<p>Sermaye, genel olarak işletmeyi kuranlar tarafından, işletmeye konulan para, mal ve emek. Bir iş ya da işletme için yapılan toplam yatırım, üretim araçlarının tümü, kullanılmaya hazır para ve varlıklar olarak tanımlanmaktadır.</p>
<p>Sermaye, genel olarak işletmeyi kuranlar tarafından, işletmeye konulan para, mal ve emek. Bir iş ya da işletme için yapılan toplam yatırım, üretim araçlarının tümü, kullanılmaya hazır para ve varlıklar olarak tanımlanmaktadır.</p>
<p>İşletme bilimi açısından sermaye ise, işletmenin amaçlarına ve üretim çabalarına uygun olarak sahip olduğu tüm maddi ve maddi olmayan varlıkların toplamı olarak tanımlanmaktadır. (Yazıcı, 2001).</p>
<p>Websters New World Dictionary’e göre Sermaye “daha fazla zenginlik sağlamak amacıyla kullanılan her türlü biçimdeki varlıklardır”</p>
<h2><strong>1. ENTELEKTÜEL SERMAYE KAVRAMI </strong></h2>
<h3><strong>1.1. Entelektüel Sermayenin Tanımı</strong></h3>
<p>Kelime  anlamı  olarak  entelektüel  sermaye  kavramı,  Latince  ilişkileri  ifade eden “inter” ile okuma ve bilgi edinmeyi ifade eden “lectio” kelimeleriyle, birikim ve toplamı ifade eden “capital” kelimelerinden oluşmuştur. Kısaca entelektüel sermaye, tüm  ilişki  ağlarının  yönetimiyle  elde  edilen  bilgi  birikimi  anlamına  gelmektedir (Argüden, 2005: 9)</p>
<p>Kerimov’a göre Entellektüel sermaye, dar anlamda, işletme çalışanlarının karşılıklı rekabet gücünü artıran  bilgi  ve  deneyime  sahip  olması  olarak  tanımlanmakta ve  İşletmelerin çalışanları, ilişkileri ve süreçleri ile birlikte bir bütün  olarak oluşturdukları  bilgi  altyapısı  olarak  da  ifade  edilebilen  entelektüel  sermaye, yeni ekonomik yapıya ayak uydurabilme açısından, sadece bilgi-yoğun hizmet işletmeleri için değil, emek ve sermaye-yoğun üretim işletmeleri için de en önemli faktörlerden biri olarak ifade edilmektedir. İşletmelerin sahip oldukları  entellektüel  sermaye  değerleri, rekabet açısından ve kriz dönemlerinde işletme devamlılığının sağlanması açısından önemli  bir yer almakta ve entellektüel sermaye, modern işletmelerde rekabet gücünün ve  ekonomik  büyümenin temel  unsuru  olarak  karşımıza  çıkmaktadır. Günümüzde küresel boyuta ulaşmış rekabet  ortamında  ayakta  kalabilmek  için işletmelerin entellektüel varlıklara yatırım yapmalarının gerekliliği açıkça görülmektedir.</p>
<p>Entelektüel sermayenin daha iyi anlaşılabilmesini sağlamak amacı ile entelektüel sermayeye ilişkin bazı kavramlar aşağıda açıklanmıştır. </p>
<p><ul>
<li><strong>Veri (Data):</strong> Bilgi üretmek ve karar vermek için analiz edilebilen ya da kullanılabilen gerçeklerdir. (The American Heritage Dictionary of the English Language).  </li>
<li><strong>Bilgi (Knowledge):</strong> Akıl yolu ile algılanan ve kavranan her şeydir. Bilme durumu ya da gerçekliğidir (Websters New World Dictionary-WNWD). </li>
<li><strong>Bilgi (Knowledge): </strong>Akıl yolu ile algılanan ve kavranan her şeydir. Bilme durumu ya da gerçekliğidir (Websters New World Dictionary-WNWD). </li>
<li><strong>Entelektüel Mülkiyet (Intellectual Property):</strong> Akıl ile üretilen telif hakkı, patent ve marka ile korunan mülkiyet veya kullanım haklarıdır (WNWD). </li>
<li><strong>Entelektüel Varlık (Intellectual Asset):</strong> Entelektüel varlıklar, işletmeye fayda sağlaması amacıyla bilginin değere dönüştürülmesi faaliyetleri sonucunda geliştirilen varlıklardır (Kerimov, 2011).</li></ul></p>
<p>Entelektüel sermaye ile ilgili ilk bilimsel çalışma ise, 1980 yılında Hiroyuki Itami tarafından Japonca yazılan ve 1987 yılında İngilizceye çevrilen “Görünmeyen Aktifleri  Harekete  Geçirmek”  (Mobilizing  Invisible  Assets)  adlı  kitap  kabul edilmektedir.  Itami,  Japonya’da  faaliyet  gösteren  işletmeler  arasındaki  performans farklılıklarına değinmiş ve işletmelerde görünmeyen aktiflerin veya soyut varlıkların yönetiminin  etkilerini  ortaya  koyarak  bu  alanda  bir  çığır  açmıştır  (Harrison  ve Sullivan,  2000:  33).  </p>
<p>“Şirket ağacını besleyen, onu yetiştiği toprak olan sektör ortamına sıkıca bağlayan, ama görünür olmaktan uzak olan köklerdir” (Bilmedik, 2013).</p>
<h3><strong>1.2. Entellektüel Sermayenin Önemi</strong></h3>
<p>Entelektüel sermayenin önemi, bütün ülkelerde artmakla birlikte, özellikle gelişmiş ülkelerde ve gelişmiş ülke olma yolunda ilerleyen ülkelerde daha iyi anlaşılmaktadır. Son 20 sene içerisinde atılım yaparak sanayileşmiş ülkeler grubuna terfi eden Singapur, Güney Kore, Tayvan ve Hong Kong gibi ülkelerin bu gelişimin  ardında, pek çok faktörle birlikte bilgiye verilen önem yatmaktadır. (Aktaran, Erdem 2011).</p>
<h4><strong>1.2.1. Entellektüel Sermayenin Sosyo-Ekonomik Önemi</strong></h4>
<p>Bilgi günümüzde üretim faktörlerinden daha etkin ve etkili bir düzeyde önemli ve ayrıcalıklı bir üretim girdisi şeklini almıştır. Bu şekliyle, bir yandan endüstriyel yaşamı, bir yandan da iş çevrelerindeki rekabet dolayısıyla, örgütlerde insan kaynakları yönetim ve denetim sürecini yeni baştan düzenleme gereği ortaya çıkmaktadır. Bunun sonucunda, bilgi teknolojisindeki gelişmelerin, işletmelerdeki örgütsel yapı ve ilişkileri yeni baştan şekillendirmesi kaçınılmazdır. Gelişmelerin kapsamı, işletmedeki personel, yönetsel birimler, işlevsel süreçler, iletişim, eğitim-geliştirme etkinlikleri olmak üzere işletme bütününü baştan sona etkilemektedir (Akın, 2003).</p>
<h4><strong>1.2.2. Entelektüel Sermayenin İşletmeler Açısından Önemi </strong></h4>
<p>Günümüzde işletmelerin en önemli rekabet aracı sayılan entelektüel sermaye, bir işletme için içinde bulunduğu piyasada kalabilmesinin bir tür önkoşulu haline gelmiş durumdadır. İşletmelerin mali tablolarında görünmeyen fakat işletme için gelecekteki performansı açısından hızla ve gittikçe önemli bir ölçü haline gelen bu varlıkların ölçülmesi ve değerlemesi duyulan bir ihtiyaçtan öte bir mecburiyet haline gelmiştir. Entelektüel sermaye, işletmelerin uzun vadede başarılı olması ve organizasyonun yaşamını devam ettirebilmesi için önemli bir role sahiptir. Entelektüel sermayelerini etkili bir şekilde yöneten firmalar diğer firmalara göre büyük üstünlük sağlamaktadırlar (Aslanoğlu ve Zor, 2006).</p>
<h4><strong>1.2.3. Entelektüel Sermayenin Stratejik Önemi </strong></h4>
<p>Entelektüel sermayenin doğru bir şekilde yönetilebilmesi, içselleştirilmesi ve sürekli geliştirilmesi, kurumsallaşma sürecini hızlandıracaktır. Entelektüel sermayelerini geliştiremeyen, doğru bir şekilde yönetemeyen işletmelerin yoğun rekabet ortamında ayakta kalabilmeleri ve kurumsallaşabilmeleri mümkün değildir. İşletmede çalışan insanların sahip oldukları bilgileri başkalarıyla paylaşması ve böylece daha çok kişinin bilgi sahibi olabilmesi için işletme içinde uygun ortamın sağlanması gerekmektedir. Bu noktada en büyük sorumluluk kuşkusuz üst yönetime düşmektedir. İşletme yöneticilerinin, iş görenlerin sahip oldukları bilgi ve beceri potansiyellerini tam olarak ortaya koyabilecekleri ortamları oluşturmak için gerekli her türlü çabayı göstermeleri ve gerekli liderlik rollerini 8sergilemeleri temel bir zorunluluktur (Bayer, 2005).</p>
<h3><strong>1.3. Entellektüel Sermayenin Unsurları </strong></h3>
<p>Entelektüel sermayenin unsurları literatürde genel olarak insan (human) sermayesi, yapısal (organizational/structural) sermaye ve müşteri (customer/relational) sermayesi olarak kabul edilmiştir. (Bontıs, 2002 :24)</p>
<h4><strong>1.3.1. İnsan Sermayesi</strong></h4>
<p>İnsan Sermayesi İnsan sermayesi en basit ifadesiyle çalışanlar tarafından temsil edilen örgütün bireysel bilgi stoğudur. Bu çalışanların eğitim, yetenek ve gelecekle ilgili yatırımlarının biriken değeridir. İnsan sermayesi buluş ve stratejik yeniliğin bir kaynağı olduğu için önemlidir (Pablos, 2002).</p>
<p>İnsan sermayesi; çalışanların bilgi, beceri ve yeteneklerini kapsamaktadır. Bu nedenle, işletmelerin sahip olduğu insan kaynağını ne derece etkin kullanabildikleri sorusu entelektüel sermayenin en önemli konularındandır. İnsan kaynağının ne derece etkin kullanıldığını gösteren faktörlerin başında yaratıcılık ve yenilik gelmektedir. Bu sebeple insan sermayesi araştırma geliştirmeden müşteri ilişkilerine kadar geniş bir alanda bir işletmenin yaratıcılık kaynağıdır. İşletmede çalışan insanlar zamanlarını ve yeteneklerini yenilikçi faaliyetlere yönelttiklerinde insan sermayesi başarılı olarak kullanılmış olmaktadır (Pirtini, 2004).</p>
<p>İnsan sermayesinin unsurları şu şekilde sıralanabilir (Aslanoğlu ve Zor, 2006:152-165)</p>
<p><ul><li>Teknik bilgi (Know-How),</li>
<li>Eğitim,</li>
<li>Mesleki yeterlilik,</li>
<li>Bilgi üretimine yönelik çalışmalar,</li>
<li>Yetenek/beceri oluşturmaya yönelik çalışmalar,</li>
<li>Girişimcilik ruhu, yenilikçilik ve değişimcilik.</li></ul></p>
<h4><strong>1.3.2. Yapısal Sermaye </strong></h4>
<p>Yapısal sermaye, bir örgüt olarak işletmenin sahip olduğu yöntem ve politikalar biçiminde kurumsallaştırılmış bilgi teknolojilerinden veri tabanları, kayıtlar ve çeşitli biçimlerdeki belgelemeye, yönetim felsefesinden örgüt kültürüne, finansal ilişkilerden patentlere kadar bütün unsurların karışımını ifade eder (Kutlu, 2009:235-257). </p>
<p>Yapısal sermayenin amacı, insan sermayesinin şirket amaçlarını başarmaya hizmet edecek şekilde kullanılmasını sağlar (Erkal, 2006:55). </p>
<p>İşletmelerde bilginin işletmeye ait olması sağlanabilirse yapısal sermaye de oluşturulmuş olabilir. Yapısal sermaye işletmeye aittir ve bu paylaşılabilir, yeniden üretilebilir. Yapısal sermayeyi yaratan unsurlara bakıldığında bunların bir kısmı patentler ve telif haklarıyla güvence altına alınabilecek olan teknolojiler, buluşlar veriler vb.dir. Yapısal sermayenin bir diğer bölümü ise strateji, kültür, yapı ve sistemler, örgütsel rutin ve prosedürlerden oluşur (Arıkboğa, 2003:99).</p>
<p>İnsan sermayesinden daha önemli olan yapısal sermaye işletmeden işletmeye farklılık arz etmekle birlikte örgüt içerisinde yapısal sermayeyi oluşturan unsurları aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür (Önce, 1999:24).</p>
<p><ul><li>Patentler,</li>
<li>Yönetim felsefesi, </li>
<li>Telif hakları, </li>
<li>Örgüt kültürü, </li>
<li>Dizayn hakları,</li>
<li>Yönetim süreçleri, </li>
<li>Ticari sırlar,</li>
<li>Bilgi sistemleri, </li>
<li>Ticari amblemler, </li>
<li>Ağ sistemleri,</li>
<li>Hizmetle ilgili amblemler, </li>
<li>Finansal ilişkiler,</li>
</ul></p>
<h4><strong>1.3.3. Müşteri Sermayesi</strong></h4>
<p>Müşteri sermayesinin ana konusu işletmenin pazarlama kanalları ve müşteri ilişkileri yoluyla edindiği bilgilerdir. İlişki sermayesi diye de adlandırılan müşteri sermayesi, işletmenin çevresiyle ilişkilerini düzenleyen ve yöneten tüm varlıklarının toplamıdır. Müşteri sermayesi, işletmenin müşterileri yanında hisse sahipleri, tedarikçileri, rakipleri, devlet, resmî kurumlar ve toplum ile ilgili ilişkileri kapsar.  (Bozbura ve  Toraman 2004: 57). </p>
<p>Yapısal sermaye ve insan sermayesi işletme içi unsurlarla daha çok ilgiliyken, entelektüel sermayenin diğer unsuru olan müşteri sermayesi işletmenin dış çevresindeki kişi ve kuruluşlarla yakından ilgilidir (Arıkboğa, 2003:99). </p>
<p>Müşteri sermayesinin katma değer yaratan bileşenlerini şöyle sıralayabiliriz;</p>
<p><ul><li>Markalar,</li>
<li>Müşteriler,</li>
<li>Müşteri sadakati,</li>
<li>İşletme adı,</li>
<li>Dağıtım kanalları,</li>
<li>İşletme iş birlikleri,</li>
<li>İstenen nitelikteki sözleşmeler,</li>
<li>Franchising anlaşmaları(Acar ve Dalğar, 2005:30-31)</li>
</ul></p>
<p><img src="https://www.itimatglobal.com/wp-content/uploads/2021/03/entellektuel-sermaye.jpg"></p>
<p>Kaynak: Yrd. Doç. Dr. Alparslan Şahin Görmüş, “Entelektüel Sermaye ve İnsan Kaynakları Yönetiminin Artan Önemi”, Afyon Kocatepe Üniversitesi İİBF Dergisi, 2009, s. 62.</p>
<h2><strong>2. ENTELLEKTÜEL SERMAYENİN ÖLÇÜLMESİ</strong></h2>
<p>Entelektüel sermayenin yönetilmesi, ölçümü ve raporlanması maddi olmayan varlıkların da işletme değerini hesaplamada dikkate alınmasını sağlayacağı için  gerçek işletme değerinin ortaya çıkarılmasını sağlayacaktır. Bu sayede işletmelerin  fon  kaynağı yaratma  kapasitelerinde bir  artış  sağlanacaktır. Literatürde  genel olarak  Entelektüel sermayeyi ölçmek için iki temel yöntem kullanılmaktadır. Birincisi, genellikle finansal temele dayanan Entelektüel sermayeyi bir bütün olarak ölçen  yöntemlerdir.  İkincisi ise  daha ziyade  finansal olmayan  bir açıdan  insan sermayesi,  yapısal sermaye  ve müşteri sermayesi unsurlarını içeren kriterleri inceleyerek Entelektüel sermayeyi unsurlar bazında ölçen yöntemlerdir (Özveren ve Yıldız, 2010: 280).</p>
<p>Entelektüel sermaye ölçümü için iyi bir sistemin, iki tür performans anahtarına sahip olması gerekir. Bu anahtarlar etkinlik ve verimliliktir. Etkinlik, işletmedeki entelektüel sermaye de erlerini iki şekilde ölçümler; birincisi, entelektüel sermaye değerlerindeki art değişim, ikincisi ise, entelektüel kaynak yönetiminin işletme performansını nasıl etkilediğinin ortaya konulmasıdır. Entelektüel değerlerin verimlilik ölçümlemesi ise, işletmede performans ölçümünün tamamlayıcısı niteliğindedir. İşletmenin, entelektüel sermaye girdileri ile en fazla kazanç elde edip edemediğinin ölçülmesidir. Bu ölçümlere örnek olarak, müşteri tatmini ve çalışanların verimliliği verilebilmektedir (Gray, 2001:2).</p>
<h3><strong>2.1. Entellektüel Sermayenin Ölçülmesinde Kullanılan Yöntemler</strong></h3>
<p>Literatürde; işletmelerin entelektüel sermaye ölçütlerine dayalı finansal bazlı birçok ölçüm yaklaşımlar geliştirilmiştir. Bu yaklaşımlar üç başlık altında toplanabilir.</p>
<h4><strong>2.1.1. Piyasa Değeri &#8211; Defter Değeri Yöntemi</strong></h4>
<p>Entelektüel sermayenin ölçülmesinde en fazla bilinen ve en kolay uygulanan yöntem; piyasa değeri – defter değeri yöntemidir. Yöntemde entelektüel sermaye aşağıdaki şekilde hesaplanmaktadır: </p>
<p><strong>Entelektüel Sermaye Değeri = İşletmenin Piyasa Değeri – İşletmenin Defter Değeri     İşletmenin Piyasa Değeri = Hisse Senedi Fiyatı × Dolaşımda Bulunan Hisse Senedi Sayısı İşletmenin Defter Değeri = Toplam Varlıklar – Toplam Borçlar </strong></p>
<p>Entelektüel sermayenin  ölçülmesinde  bu  yöntemin  kullanılması,  hesaplanmasının kolaylığı ve sade işlemler gerektirmesi yönüyle çok avantajlıdır. Ancak bazı yönlerden de gerçek durumun net bir şekilde sunulmasını aynı oranda zorlaştırdığı da söylenebilmektedir (Ertuğrul, 2000: 66)</p>
<h4><strong>2.1.2. Tobin’in Q Oranı Yöntemi </strong></h4>
<p>Entelektüel sermayenin  ölçümünde  işletmeyi bir  bütün  olarak ele  alan ve  finansal  verilerden yararlanarak ölçümlemeye çalışan bir diğer yöntem de Tobin’in Q oranıdır. Tobin’in Q oranı 1970’li yıllardan itibaren finans ve ekonomi dünyasında işletmelerin performans ölçümlerinde kullanılmaya başlanmış ve geniş bir kabul görmüştür. </p>
<p>Yöntemin sahibi  James  Tobin nobel  ödüllü bir  iktisatçıdır. Bu  yöntemi de  yatırım kararlarını  makro ekonomik faktörlerden bağımsız hale getirebilmek için geliştirmiştir (Arıkboğa, 2003: 120). </p>
<p>Bu yöntemdeki Q oranı, piyasada oluşan işletmenin piyasa değerinin, işletmenin mevcut varlıklarının yenileme maliyetine bölünmesini ifade etmektedir.  Bu  işlem  ile yatırımın reel getirisi  bulunmuş  olacaktır.  Yatırımın reel getirisi arttıkça, Q oranı da yükselecektir (Bölükbaşı, 2014: 432). Q oranı şu şekilde formüle edilmektedir:</p>
Bu yöntemdeki Q oranı, piyasada oluşan işletmenin piyasa değerinin, işletmenin mevcut varlıklarının yenileme maliyetine bölünmesini ifade etmektedir.  Bu  işlem  ile yatırımın reel getirisi  bulunmuş  olacaktır.  Yatırımın reel getirisi arttıkça, Q oranı da yükselecektir (Bölükbaşı, 2014: 432). Q oranı şu şekilde formüle edilmektedir:</p>
<p><strong>q = İşletmenin Piyasa Değeri</strong></p>
<p><strong>İşletme Varlıklarını Yenilemenin Maliyeti </strong></p>
<p>Yatırımın reel getirisinin artması ve buna bağlı olarak işletmenin Q oranının da artması için; </p>
<p><ul><li>İşletmenin piyasa değerinin artması, </li>
<li>İşletmenin mevcut varlıklarının yenileme maliyetinin azalması, durumlarının birinin  veya  ikisinin birden  gerçekleşiyor olması  gerekmektedir. Eğer  Q oranı  1’den küçükse, piyasa  işletmenin  1 birimlik  varlığını  1 liradan  daha  az fiyatla  değerliyordur. Bu  durumda işletmenin  aynı  tür varlıklara yatırım yapmak yerine karını ortaklarına dağıtması  veya  hazine  bonusu  gibi  finansal araçlara yatırım yapması tercih edilebilir. Q oranının 1’den büyük olması durumu ise, piyasanın işletmenin 1 birimlik varlığına 1 liradan daha fazla değer verdiğini göstermektedir. Bu durum işletmeye yatırım yapmanın elverişli olacağını ifade etmektedir. Bu yöntemin piyasa değeri / defter değeri yönteminden farkı, defter değeri değil de  yerine koyma maliyetinin kullanılıyor olmasıdır (Bölükbaşı, 2014: 432).</li></ul></p>
<h4><strong>2.1.3. Maddi Olmayan Varlıkların Değerlerinin Hesaplanması</strong></h4>
<p>İşletmelerin bankalardan kredi taleplerine, bankaların kredi limitlerinin ve şartlarının belirlenmesinde teminat olarak sahip olunan maddi varlıklara göre hareket etmeleri, bilgi yoğun işletmelerin maddi varlıklar yönünden istenen düzeyde olmamaları nedeniyle istedikleri krediyi almalarına engel oluyordu. Bu nedenle NCI3 araştırma merkezince, bilgi yoğun işletmelerin maddi olmayan varlıklarının değerlerinin ortaya konması durumunda, kredi konusunda bu işletmelere daha ılımlı davranılacağı varsayımı ile bu yöntem geliştirilmiştir (Stewart, 1997, s.254).</p>
<h4><strong>Tablo  1 : Maddi Olmayan Varlıkların Değerlerinin  Hesaplanması</strong></h4>
<img src="https://www.itimatglobal.com/wp-content/uploads/2021/03/entellektuel-sermaye-2.jpg">

<p>Yöntemin bilgilerin finansal tablolar yardımıyla kolay elde edilmesi diğer iki yönteme göre daha gerçekçi sonuçlar vermesi yöntemin olumlu yönlerini,  diğer iki yönteme göre zaman alan ve karmaşık olması olumsuz yönleri olarak değerlendirilmektedir. </p>
<h2><strong>SONUÇ VE DEĞERLENDİRME</strong></h2>
<p>Bilgi ve Teknolojinin hızına yetişemediğimiz, rekabetin global olarak yaşandığı bir dönemde işletmelerin geleceği bu süreçte elinde bulunan kaynakları yönetebilme ve geliştirebilme becerisine bağlıdır.</p>
<p>İşletmenin büyüklüğü ve faaliyeti fark etmeksizin her işletme az veya çok görünmeyen, hesaplanamayan, ölçülemeyen değerlere sahiptir. Önemli olan tespit edilmesi ve uygulaması zor olan Entellektüel sermayenin farkına varılması kaynakların etkin yönetilebilmesi ve işletmenin finansal tablolarına yansıtılmasını sağlayacak bir sistemin kurulması sağlanmalıdır.  İşletmeler açısından Entellektüel mülkiyet olarak görülen bu değerlerin  uzun vade de piyasa değeri olarak işletmeye yansıması kaçınılmazdır.</p>
<h2><strong>KAYNAKÇA</strong></h2>
<p><ul><li>Acar D. ve  Dalğar H. “Entelektüel Sermayenin Ölçülmesinde Muhasebe Bilgi Sisteminin Katkısı”, Muhasebe ve Denetimine Bakış, Yıl: 4, Sayı: 14, 2005, s.30-31.</li>
<li>Arıkboğa, Ş. (2003). Entelektüel Sermaye, Derin Yayınları, İstanbul, s. 99.</li>
<li>Aslanoğlu, S.; Zor, İ. (2006). Bilgi Varlıklarının Değerlemesi: Entelektüel Sermaye Ölçüm ve Değerleme Modelleri; Karşılaştırmalı Bir Analiz, Muhasebe ve Finansman Dergisi, Sayı 29, s. 152-165.</li>
<li>Akın, A. (2003). Bilgi Çağı İşletmelerinde Yeni Örgütsel Yapılanma. Atatürk Üniversitesi İ.İ.B.F. Dergisi, Cilt: 17, Sayı: 3-4, s. 221-238.</li>
<li>Argüden,  Y.  (2005) “Entelektüel  Sermaye”, ARGE  Danışmanlık Yayınları, No: 07, ISBN 975-93641-6-6, s.1-60</li>
<li>Bayer, E. (2005). Entelektüel Sermaye ve Bileşenlerinin İşletmelerin Kurumsallaşma Süreçlerine Etkilerinin Geliştirilmesinde  Yöneticilerin Liderlik Rollerinin Belirlenmesi, Yönetim Bilimleri Dergisi, Cilt 3, Sayı 1, s. 91-103.  </li>
<li>Bilmedik, F. (2013). Entellektüel sermaye  <a href="http://danismend.com/kategori/altkategori/entellektuel-sermaye/" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="nofollow external noopener noreferrer">http://danismend.com/kategori/altkategori/entellektuel-sermaye/</a> erişim tarihi:29.10.2020.</li>
<li>Bontıs, N. (2002) World Congress on Intellectual Capital Readings, ButterworthHeinemann/ KMCI Press, Boston, MA, s. 24.</li>
<li>Bozbura F.T ve Toraman A, “Türkiye’de Entelektüel Sermayenin Ölçülmesi ile İlgili Model Çalışması ve Bir Uygulama”, itü dergisi/d mühendislik, Cilt: 3, Sayı: 1, 2004, s. 57</li>
<li>Bölükbaşı,  Y.  (2014).  “Entelektüel  sermayenin işletme  bazında  ölçülmesinde kullanılan  yöntemler  ve sigorta sektöründe bir araştırma”, Marmara Üniversitesi İ.İ.B.F. Dergisi, Cilt: 36, Sayı: 1, 425-447</li>
<li>Erdem Z. &#8220;Entelektüel Sermaye&#8221;Nin Küresel Ekonomi İçerisindeki Yeri ve Önemi <a href="https://detrgipark.org.tr/tr/download/article-file/9285" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="nofollow external noopener noreferrer">&#8220;https://detrgipark.org.tr/tr/download/article-file/9285&#8221;</a> erişim tarihi.29.10.2020.</li>
<li>Erkal, E. Zekeriya (2006). Entelektüel Sermaye, Ölçülmesi ve Raporlanması. İstanbul: Derin Yayınları, s.55</li>
<li>Ertuğrul,  M., (2000).  Entelektüel Sermayenin  İşletme Değeri  Üzerine  Etkisi  ve  Bir  Uygulama,  (Yayınlanmamış Y.Lisans Tezi), Anadolu Üniversitesi, Eskişehir</li>
<li>Gray, D. (2001), Intellectual Capital: Measuring and Enhancing the True Value of Your Business, London: Pearson Education Limited, 2.</li>
<li>Kerimov, R. (2011). Entelektüel Sermayenin Ölçülmesi, Raporlanması ve İşletme Performansına Etkisi: Örnek Bir Uygulama. Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi SBE, Ankara.  </li>
<li><a href="https://docplayer.biz.tr/114521804-Entelektuel-sermayenin-olculmesi-raporlanmasi-ve-isletme-performansina-etkisi-ornek-bir-uygulama.html" data-wpel-link="external" target="_blank" rel="nofollow external noopener noreferrer">https://docplayer.biz.tr/114521804-Entelektuel-sermayenin-olculmesi-raporlanmasi-ve-isletme-performansina-etkisi-ornek-bir-uygulama.html</a> erişim tarihi.29.10.2020.</li>
<li>Kutlu, H. Ali (2009). Entelektüel Sermaye: Türkiye Muhasebe Sisteminde Raporlanabilir Mi? Hacettepe Üniversitesi İ.İ.B.F. Dergisi, Cilt 27, Sayı 1, s. 235-257</li>
<li>Önce, S. (1999). Muhasebe Bakış Açısı ile Entelektüel Sermaye. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Yayınları No: 1100, s. 24</li>
<li>Özveren, M. &#038; Yıldız, S. (2010). “Entelektüel Sermayenin Ölçüm Yöntemleri ve Kriterlerinin Belirlenmesi Üzerine Bir Araştırma”, Marmara Üniversitesi İ.İ.B.F. Dergisi, Cilt:29, Sayı: .1, 275-289</li>
<li>Stewart, T. A. (1997). Entelektüel Sermaye: Kuruluşların Yeni Zenginliği, Çeviren: Nurettin Elhüseyni, İstanbul, BZD Yayıncılık.</li>
<li>The American Heritage Dictionary of the English Language</li>
<li>Websters New World Dictionary</li>
<li>Yazıcı, K. (2001), İşletme Bilimine Giriş. Trabzon: Akademi Yayınları.</li>
</ul></p>
<h4><strong>Filiz ERBOĞA</strong></h4>
<h5><strong>İnsan Kaynakları Müdürü</strong></h5>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Serbest Bölge İhracatçılarına Stopaj Teşviki için Gereken İhracat Oranı 2020 Yılı İçin %80 Olarak Belirlendi</title>
		<link>https://www.itimatglobal.com/serbest-bolge-ihracatcilarina-stopaj-tesviki-icin-gereken-ihracat-orani-2020-yili-icin-e-olarak-belirlendi/</link>
					<comments>https://www.itimatglobal.com/serbest-bolge-ihracatcilarina-stopaj-tesviki-icin-gereken-ihracat-orani-2020-yili-icin-e-olarak-belirlendi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aydın Dede]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2021 07:58:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized @tr]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.itimatglobal.com/?p=8611</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.itimatglobal.com/serbest-bolge-ihracatcilarina-stopaj-tesviki-icin-gereken-ihracat-orani-2020-yili-icin-e-olarak-belirlendi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşletmede Kullanılan Yabancı Kaynaklara İlişkin Gider Kısıtlaması Uygulaması (%10)</title>
		<link>https://www.itimatglobal.com/isletmede-kullanilan-yabanci-kaynaklara-iliskin-gider-kisitlamasi-uygulamasi/</link>
					<comments>https://www.itimatglobal.com/isletmede-kullanilan-yabanci-kaynaklara-iliskin-gider-kisitlamasi-uygulamasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aydın Dede]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Feb 2021 13:06:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized @tr]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.itimatglobal.com/?p=8595</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.itimatglobal.com/isletmede-kullanilan-yabanci-kaynaklara-iliskin-gider-kisitlamasi-uygulamasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Elektrik Motorlu Binek Otomobillere Uygulanan ÖTV Oranları Artırıldı</title>
		<link>https://www.itimatglobal.com/elektrik-motorlu-binek-otomobillere-uygulanan-otv-oranlari-artirildi/</link>
					<comments>https://www.itimatglobal.com/elektrik-motorlu-binek-otomobillere-uygulanan-otv-oranlari-artirildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aydın Dede]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2021 14:37:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized @tr]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.itimatglobal.com/?p=8586</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.itimatglobal.com/elektrik-motorlu-binek-otomobillere-uygulanan-otv-oranlari-artirildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
