7338 Sayılı Yasada Yer Alan Düzenlemeler

7338 Sayılı Yasada Yer Alan Düzenlemeler

Tarih    : 26.10.2021

Sayı     : 2021/SİRKÜLER-78

Konu: 7338 Sayılı Yasada Yer Alan Düzenlemeler

“7338 Sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 26 Ekim 2021 tarih 31640 sayılı Resmî Gazetede yayınlanmıştır. Kanun ile yapılan düzenlemeler aşağıda izah edilmiştir.

GELİR VERGİSİ KANUNU DEĞİŞİKLİKLERİ

  • 850 bin esnaf vergi muafiyeti kapsamına alındı (Mad. 1)

Torba Yasa ile Gelir Vergisi kanununa eklenen Mükerrer Madde 20/A ile, basit usulde vergilendirilen yaklaşık 850 bin esnafın kazançları gelir vergisinden istisna tutuldu. Düzenleme, 2021 yılı kazançlarına da uygulanmak üzere Kanunun yayım tarihinde yürürlüğe girdi. Bu şekilde, yaklaşık 850 bin esnafın 2021 yılında elde ettikleri kazançlar da gelir vergisinden istisna oldu. Bu mükellefler artık yıllık gelir vergisi beyannamesi vermeyecekler, başka gelirleri nedeniyle yıllık beyanname verseler bile, bu kazançlarını beyannamelerine dahil etmeyecekler.

  • Sosyal medya paylaşımlarından gelir elde edenler stopaj usulüyle vergilendirilecek (Mad. 2)

Torba Yasa ile Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen ve 1/1/2022 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe giren Mükerrer Madde 20/B ile, internet ortamında sosyal ağ sağlayıcıları üzerinden metin, görüntü, ses, video gibi içerikler paylaşanların bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar ile akıllı telefon veya tablet gibi mobil cihazlar için uygulama geliştirenlerin elektronik uygulama paylaşım ve satış platformları üzerinden elde ettikleri kazançlar, stopaj yöntemiyle vergilendirilmek suretiyle gelir vergisinden istisna tutuldu.

İstisnadan faydalanılabilmesi için, Türkiye’de kurulu bankalarda bir hesap açılması ve bu faaliyetlere ilişkin tüm hasılatın bu hesap aracılığıyla tahsil edilmesi şartı bulunmaktadır. Bankalar, bu kapsamda açılan hesaplara aktarılan hasılat tutarı üzerinden aktarım tarihi itibariyle yüzde 15 oranında gelir vergisi tevkifatı yaparak beyan edip ödemekle yükümlüdür. Bu hasılatı elde edenlerin başka kazançları olması, bu istisnadan yararlanmalarına engel değildir. Ancak kazançları toplamı 103. maddede yazılı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı (tutar 2021 yılı için 650.000 TL’dir) aşanlar ile faaliyete ilişkin tüm gelirlerini belirtilen şartlara göre tahsil etmeyenler bu istisnadan faydalanamayacak.

Ayrıca, bu kapsamda yapılacak teslim ve hizmetler KDV’den de istisna edilmiştir (Mad.55).

  • Tarımsal destek ödemeleri gelir vergisinden istisna tutuldu (Mad. 3,11)

Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen Mükerrer Madde 20/C ile, tarım sektörü ve çiftçilerin desteklenmesi için kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan tarımsal destek ödemeleri gelir vergisinden istisna edilmiştir. Böylelikle bu ödemelerden kanunun yayım tarihinden itibaren herhangi bir vergi kesintisi yapılamayacak.

Ayrıca GVK’na eklenen Geçici Madde 92 ile maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan tarımsal destek ödemeleri üzerinden tevkif edilerek tahsil edilen gelir vergisi, çiftçilerin düzeltme zamanaşımı süresi içerisinde tarha yetkili vergi dairelerine başvurmaları ve dava açmamaları (açılmış davalardan vazgeçmeleri) şartıyla, faizi ile birlikte iade edilecektir. Ancak, hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunanların iade talepleriyle ilgili olarak bu madde hükmü uygulanmayacaktır.

  • Dönem geçici vergi beyanı kaldırıldı (Mad. 9)

Gelen talepler dikkate alınmak suretiyle, 4. dönem geçici vergi beyannamesi kaldırılmıştır. 2022 yılı vergilendirme dönemine ilişkin verilecek beyannamelerden itibaren, yılın ilk 9 ayı için 3’er aylık dönemler halinde toplamda 3 geçici vergi beyannamesi verilecek.

(4. dönem geçici vergi beyannamesinin kaldırılmasına paralel olarak, yıllık gelir vergisi ve kurumlar vergisi beyannameleri ve ödeme süreleri 1’er ay öne çekilmesi teklifi kanunun mecliste görüşülmesi esnasında teklif metninden çıkarılmıştır.)

Geçici vergi matrahının hesaplanmasında VUK değerlemeye ait hükümleri ile kanunda düzenlenen indirim ve istisnaların dikkate alınacağı ve dönem sonundaki mal mevcutlarının, istenirse sadece kayıtlar üzerinden de tespit edilerek, geçici vergi matrahının hesabında dikkate alınabileceği hususları kanuna ilave edilmiştir.

  • Uyumlu mükellef şartları iyileştirildi (Mad. 10)

Halen yaklaşık 3 milyon gelir ve kurumlar vergisi mükellefinden 65 bininin yararlanabildiği yüzde 5 vergiye uyumlu mükellef indiriminde aranılan şartlarda iyileştirme yapıldı.

1/1/2022 tarihinden itibaren verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe giren düzenleme gereğince, mükellefler hakkında yapılan tarhiyatlar kesinleşmedikçe, mükelleflerin vergiye uyumu bozulmayacak. Mevcut düzenlemede, tarhiyat yapıldığı anda mükellefler vergiye uyumlu olma statüsünü kaybediyor, yararlandıkları yüzde 5 indirim tutarları cezalı olarak geri isteniliyordu.

Ayrıca, ikmalen, re’sen veya idarece tarhiyatı yapılan tutar, ilgili yılda yararlanılan indirim tutarının yüzde 1’ini aşmıyorsa, yine mükelleflerin vergiye uyum statüleri yine bozulmamış sayılacak.

VERGİ USUL KANUNU DEĞİŞİKLİKLERİ

  • Türkiye Dijital Vergi Dairesi kuruluyor (Mad. 12)

Kanun ile, Son yıllarda internet ve bilişim dünyasında meydana gelen gelişmelere paralel olarak, vergi uygulamalarının elektronikleşmesi ile ilgili ciddi bir adım daha atılarak Türkiye Dijital Vergi dairesi kurulması için yetki Hazine ve Maliye Bakanlığı’na verildi.

  • Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarına tebligat süreci kısaltıldı (Mad. 14)

Yurt dışında yaşayan vatandaşlara yapılan tebligatlara ilişkin sürecin kısaltılması için yapılan düzenleme gereğince; tebligatların GİB aracılığıyla yapılması usulünden vazgeçilerek, tebligatın Vergi Dairesi Başkanlıkları veya Defterdarlıklar tarafından doğrudan yurt dışı temsilciliklerimize gönderilmesi ve muhataplarca otuz gün içinde Türkiye elçiliği veya konsolosluğuna başvurulmadığı takdirde tebligatın otuzuncu günün bitiminde yapılmış sayılacağı hükmü getirilmiştir.

  • İlanen tebligat internet sitesinde de yapılabilecek (Mad. 15)

Tebligatlardan muhataplarının daha hızlı haberdar olmalarını sağlamak üzere; İlan yolu ile yapılan tebliğin konusu her biri için ayrı ayrı olmak üzere, 3.600 TL’den fazla vergi veya vergi cezasına taalluk ettiği takdirde ilanın ayrıca, GİB veya ilgili idarenin resmi internet sitelerinde de yayınlanabileceği esası getirilmiştir. 1/6/2022 tarihinde yürürlüğe girecek değişiklik gereğince; İlan yazısının askıya çıkarıldığı tarihi izleyen 15. gün ilan tarihi olarak kabul edilecek.

  • Vergi incelemesinin dairede yapılması esası (Mad. 17,18)

Mükellef haklarında değişiklik anlamına gelecek şekilde, vergi incelemesinin aslen mükellefin işyerinde yapılması esasından vazgeçilerek, dairede yapılması esası getirilmiştir. İncelemenin dairede yapılması, incelemeye tabi olanın iş yerinde tespit yapılmasına ve çalışmalarda bulunulmasına mâni olmayacaktır.

Mükellef ve vergi sorumlusunun talep etmesi ve iş yerinin müsait olması halinde inceleme iş yerinde de yapılabilecek, yazı, bildirim ve tutanaklar elektronik ortamdan düzenlenebilecektir. Düzenleme 1/7/2022 tarihinde yürürlüğe girecektir.

  • Mükelleflerin bildirime dayalı yükümlülükleri hafifletiliyor (Mad. 19)

Vergi Usul Kanununa eklenen 170/A madde ile, mükelleflerin bildirime dayalı yükümlülüklerinin hafifletilmesi amacıyla, mükelleflerin bildirmek zorunda oldukları bilgilerin, kamu kurum ve kuruluşları tarafından idareye yazılı veya elektronik olarak bildirilmesi halinde, bu bildirimler mükellefler tarafından yapılmış bildirim olarak kabul edilecek.

  • Elektronik defterlerde tasdik konusuna açıklık getirildi (Mad. 20)

Ticaret ve Maliye Bakanlıklarınca müştereken belirlenen usul, esas ve süreler dahilinde elektronik ortamda tutulan defterler için berat alınması, diğer defterlerin ise Maliye tarafından belirlenen usul ve esaslara göre onaylanmasının tasdik hükmünde sayılacağı hükme bağlandı.

  • Muafiyet, istisna v.b. yararlanmada mükellefe YMM raporu için ek süre (Mad. 22 ve 40)

Vergi kanunlarında yer alan muafiyet, istisna, zarar mahsubu ve benzeri düzenlemelerden yararlanılabilmesi için, belirlenmiş sürelerde YMM Tasdik Raporunun ibraz edilememesi halinde, aranılan diğer şartlar mevcut olsa da muafiyet, istisna, zarar mahsubu ve benzeri düzenlemelerden yararlanılamıyor.

Yapılan düzenleme ile, YMM Raporunun belirlenen sürede ibraz edilmemesi halinde mükelleflere tebliğ edilmek şartıyla 60 günlük ek süre verilmesi ve raporun bu sürede verilmesi halinde söz konusu istisna, muafiyet ve diğer düzenlemelerden yararlanılması, raporun bu ek sürede verilmemesi halinde ise, söz konusu istisna, muafiyet ve diğer düzenlemelerden yararlanılamayacağı hususu da kesin olarak hükme bağlanmıştır.

Ayrıca, VUK’na eklenen 353/11 bendi ile; belirlenen kanuni sürede YMM Tasdik raporunu ibraz etmeyen mükellefler adına 50.000 Türk lirasından az ve 500.000 Türk lirasından fazla olmamak üzere, yararlanılması tasdik raporunun ibrazı şartına bağlanan tutarın %5’i nispetinde özel usulsüzlük cezası kesilmesi de hüküm altına alındı.

  • Gider pusulası uygulaması genişletildi (Mad. 23) yayımı tarihini takip eden ayın başında

“Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan serbest meslek erbabı ve çiftçiler, bu Kanun kapsamındaki belgeleri düzenleme zorunluluğu bulunmayanlara yaptırdıkları işler veya onlardan satın aldıkları mallar (gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçilerden satın aldıkları mallar hariç) için işi yapana veya malı satana imza ettirecekleri gider pusulası düzenlerler. Vergiden muaf esnaf için düzenlenen gider pusulası, bu kişiler tarafından verilmiş fatura hükmündedir.”

Gider pusulası tanımı yukarıdaki şeklide değiştirilmiş, ayrıca maddede önemli değişiklikler yapılarak,7 günlük düzenleme süresi şartı getirilmiş, ayrıca maddede sayılan durumlarda (ödemelerin banka, ödeme kuruluşları, PTT aracılıyla yapıldığı durumlarda bunlar tarafından) düzenlenen dekont gibi belgeler gider pusulası yerine geçen belge olarak kabul edilmiştir:

“a) Malın veya hizmetin bedelinin, dördüncü fikrada belirtilen süre dahilinde satıcıya; 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununda tanımlanan banka, 20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında yetkilendirilmiş ödeme kuruluşları veya 9/5/2013 tarihli ve 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununa göre kurulan Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi aracılığıyla ödenmesi halinde, bu kurumlarca düzenlenen belgeler,

b) 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında satın alınan malların gider pusulası düzenlemek zorunda olanlara iade edilmesinde, 6502 sayılı Kanun uyarınca inde edilecek tutarların, (a) bendinde yer alan kurumlar aracılığıyla iadesinde bu kurumlarca düzenlenen belgeler,

c) Bu Kanuna göre belge düzenleme zorunluluğu bulunmayan kamu kurum ve kuruluşlarının, tabi oldukları ilgili mevzuat dahilinde, yaptıkları işler veya sattıkları mallar için düzenledikleri belgeler,

gider pusulası yerine geçer.”

  • Değerleme Ölçülerinde Değişiklik (Mad. 26,27,28,29,30)

Değerleme ölçülerine “Alış Bedeli “ilave edilerek, tanımı yapılmıştır. VUK a eklenen 268/A Maddeye göre” Alış bedeli, bir iktisadi kıymetin satın alma bedelidir. İktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi ile ilgili diğer giderler alış bedeline dâhil değildir.”

İlaveten, ihtilaflara sebep olan “Maliyet Bedeli” ne dahil olması zorunlu ve ihtiyari giderler detaylandırılmıştır. Buna göre Maliyet Bedeline dahil edilmesi zorunlu giderler aşağıdaki gibidir;

a) İktisadi kıymetin iktisap edilmesi veya değerinin artırılması ile doğrudan ilgili; gümrük vergileri, gümrük komisyonları, yükleme, boşaltma, nakliye ve montaj giderleri,

b) İktisadi kıymetin iktisap edilmesi veya değerinin artırılması ile doğrudan ilgili; resim ve harçlar, noter, tapu, mahkeme, değer tespiti, danışmanlık, komisyon ve ilan giderleri,

c) İktisadi kıymetin finansmanında kullanılan kredilere ait faiz giderleri ve bunlara ilişkin kur farklarının; emtiada emtianın stoklara girdiği tarihe kadar, diğer iktisadi kıymetlerde ise iktisadi kıymetin envantere alındığı hesap döneminin sonuna kadar olan kısmı ile söz konusu kredilere ilişkin giderler (Faiz giderleri ilekur farklarının diğer kısımlarını maliyet bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükellefler serbesttirler.),

ç) İktisadi kıymetin stoklara veya envantere alındığı tarihe kadarki depolama ve sigorta giderleri,
d) Gayrimenkullerde mevcut bir binanın satın alınarak yıkılmasından ve arsasının tesviyesinden
mütevellit giderler.

Gayrimenkullerle doğrudan ilgili olması şartıyla, bunların envantere alındığı hesap dönemi sonuna kadar alınan hibeler maliyet bedelinden indirilir. İktisadi kıymetin (emtia hariç) iktisap edilmesi veya değerinin artırılması ile ilgili olan ÖTV, indirilemeyecek KDV, BSMV ile kaynak kullanımını destekleme fonunu maliyet bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükellefler serbesttirler.

Ayrıca Gayrimenkullerde Maliyet Bedeline Giren Giderler başlıklı 270 inci madde yürürlükten kaldırılmıştır.

  • Yeniden değerleme uygulaması yeniden getirildi (Mad. 31,52) 1/1/2022 tarihinde

Enflasyon düzeltmesine geçilmesi nedeniyle yürürlükten kaldırılan yeniden değerleme uygulaması, enflasyon düzeltmesi koşullarının oluşmadığı dönemlerde mükelleflerin tercihine bağlı olarak uygulanmasını sağlamak üzere kalıcı olarak yeniden düzenlendi.

Bilindiği üzere 7326 sayılı kanunun 11 inci maddesiyle VUK Geçici Madde 31’e eklenen fıkra ile 31.12.2021 tarihine kadar yapılacak olan yeniden değerleme işlemi sonucunda hesaplanacak değer artışı tutarı üzerinden %2 oranında vergi hesaplanması şartı bulunmaktadır.

Geçici 32. Madde ile bu uygulama kalıcı hale getirilerek, 1/1/2022 tarihinden itibaren benzer bir şekilde VUK/mükerrer 298/(Ç) maddesi kapsamında yeniden değerleme yapacak olan mükelleflere, hesap dönemi ile ilgili olarak; ilk kez yeniden değerleme yapıldığında %2 vergi ödenmesi şartı getirilmiştir. Buna mukabil olarak iktisadi kıymetlerin elden çıkarılmasında özel fon hesabında tutulan değer artışları kazancın tespitinde dikkate alınmayacaktır.

 Yeniden değerlemeye tabi tutulan taşınmaz ve amortismana tabi iktisadi kıymetlerin elden çıkarılması halinde,

  • ilk kez yeniden değerleme yapıldığında pasifte özel bir fon hesabında gösterilen (ve üzerinden %2 vergi ödenmiş olan) değer artışları, satış kazancının tespitinde dikkate alınmayacak
  • Daha sonraki dönemlerde hesaplanan değer artışları ise (hesaplandığı dönem %2vergi ödenmeyecek ve ) satış kazancının tespitinde aynen amortismanlar gibi dikkate alınacaktır.

Vergi hukuku açısından gerekli bir düzenleme olarak gördüğümüz uygulamaya yön verecek tebliğ v.b. ikincil mevzuatın yayınlanması sonrası konuyu detaylıca irdeleyeceğiz.

  • Amortisman uygulamasında değişiklikler (Mad. 32, 33, 34)

İdare ile mükellefler arasında uzlaşmazlıklara sebep olan hususlarda kanuni düzenlemeler yapılırken, amortisman ayırmada gün esası gibi yeni uygulamalar da kanuna ilave edilmiştir:

-VUK 315 maddedeki faydalı ömür tanımlamasına yapılan ilave ile amortisman ayrılmaması veya eksik ayrılmış olması gerekçesi ile faydalı ömrün uzamayacağı

– VUK 318 maddeye yapılan ilave ile; Mükellefin müracaatı üzerine Maliye Bakanlığınca ayrı ayrı belli edilen Fevkalade ekonomik ve teknik amortisman nispetinin müracaat tarihinden itibaren geçerli olacağı

Hususlarına açıklık getirilmiştir. Ayrıca kanun ile, amortisman düzenlemesinde iki önemli değişiklik yapılmıştır.

– Dileyen mükellefler aktifine yeni kaydedecekleri iktisadi kıymetler için, bu kıymetlerin aktifte kaldığı süre kadar, gün esasına göre amortisman ayırabilecek. Binek otomobilleri için bu yöntem kullanılamayacak, bunlar için önceden olduğu gibi aylık kıst amortisman geçerli olacak.

-Mükellefler diledikleri takdirde amortisman süresini uzatabilecek: İdarenin iktisadi kıymetleri için tespit ve ilan ettiği faydalı ömürlerden kısa olmamak, bu sürenin iki katını ve her halükârda 50 yılı geçmemek üzere amortisman süresini her yıl için aynı oran olmak kaydıyla serbestçe belirleyebilecekler.

  • Tahsil edilemeyen 3 bin lirayı geçmeyen alacaklar direkt şüpheli alacak sayılacak (mad. 35)

Şüpheli alacak tanımlamasında yapılan son derece doğru ve yerinde düzenleme ile daha önce idare ile mükellef arasında belirsizliğe neden olan “dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacak“ ibaresi tanımlanmıştır. Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede olan 3 bin lirayı aşmayan alacakların şüpheli alacak sayılacağı hükme bağlanmıştır.

Ayrıca; İşletme hesabı esasında defter tutan mükellefler, kanun kapsamında tespit edilen şüpheli alacaklarını defterlerinin gider kısmına ve bunlardan sonradan tahsil edilen miktarları ise tahsil edildikleri dönemde defterlerinin gelir kısmına, hangi alacaklara ait olduğunu gösterecek şekilde kaydedebilecek.

  • Yenileme fonu uygulaması yargı kararları doğrultusunda düzenlendi (Mad. 36, 37)

İktisadi kıymetlerin satılması sonrasında bu kıymetlerin yenilenmesinin zaruri görülmesi halinde, satıştan doğan kâr 3 yıl süreyle yenileme fonu hesabında tutulabiliyor, yeni alınan iktisadi kıymetlerin amortismanları bu fondan mahsup edilip kullanılamayan fon tutarı 3. yılın beyanına dahil edilerek vergilendirilmesi şeklinde özetlenebilecek uygulamada; bu 3 yılın hesabında Maliye ve yargı arasında ciddi görüş farklılığı bulunmakta idi. İdare, bu 3 yılın satışın yapıldığı yıldan başladığı, yargı ise satışın yapıldığı tarihi takip eden yıldan başladığı görüşündeydi.

Yargı kararları doğrultusunda yapılan değişiklikle, maddeye “satışın yapıldığı tarihi takip eden üçüncü takvim yılının sonuna kadar” ibaresi eklenerek, 3 yıllık sürenin satışın yapıldığı tarihi izleyen yıldan itibaren başlayacağı şeklinde düzenleme yapılmıştır.  Ayrıca tereddütlere sebep olan, yeni alınacak kıymetin daha düşük değerli veya farklı adette olabileceği, finansal kiralama yoluyla edinilebileceği hususlarına açıklık getirilmiştir.

VUK 329 “Amortismana Tabi Malların Sigorta Tazminatı” maddesinde de benzer düzenleme yapılmıştır.

  • Vergi cezaları ile ilgili düzenlemeler (Mad. 38, 39, 40, 41,43, 44, 45)
  • Tekerrür nedeniyle vergi cezalarının artırımlı uygulanmasında sürelerin hesaplanmasına açıklık getirilmiş, cezanın kesinleştiği tarihi izleyen günden itibaren beşinci/ikinci yılın isabet ettiği takvim yılının sonuna kadar tekrar ceza kesilmesi durumunda artırım uygulanacağı, artırım tutarının kesinleşen cezadan fazla olamayacağı hüküm altına alınmıştır.
  • Elektronik kayıt ve defter uygulamalarındaki kayıt nizamına uyulmaması halinde birinci derece usulsüzlük cezası kesilecek.
  • Gider pusulasının düzenlenmediği veya hiç düzenlenmemiş sayıldığı durumlarda ve bildirim görevini usulüne göre yerine getirmeyen matbaa işletmecilerine özel usulsüzlük cezası kesilecek.
  • Elektronik ortamdaki kayıtlar ve elektronik cihazla belge düzenleme ile ilgili Mük. 242. Maddedeki zorunluluklara uyulmaması durumunda Mük. 355. Maddeye göre özel usulsüzlük cezası kesilecek.
  • 000 Türk Lirasını aşan özel usulsüzlük ve usulsüzlük cezaları yeniden uzlaşma ve tarhiyat öncesi uzlaşma kapsamına alındı. 5.000 Türk lirasını aşmayan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları için ise Kanunun 376’ncı maddesindeki indirim oranı %50 artırımlı olarak uygulanacak.
  • İnceleme devam ederken diğer vergi türleri için pişmanlıkla beyanname verilebilecek (Mad. 42)

Mükelleflerin, vergi incelemesi devam ederken ilgili döneme ait herhangi bir vergi türüne ilişkin pişmanlıkla beyanname vermeleri mümkün bulunmuyordu. Maddede yapılan değişikliğe göre; pişmanlık dilekçesinin “mükellef nezdinde haber verilen olayın ilgili olduğu vergi türüne ilişkin bir vergi incelemesine başlandığı veya olayın ve ilgili olduğu vergi türünün takdir komisyonuna intikal ettirildiği günden evvel (Kaçakçılık suçu teşkil eden fiillerin işlendiğinin tespitinden önce) verilmiş ve resmi kayıtlara geçirilmiş olması” gereklidir.

Yapılan bu düzenlemeyle mükelleflerin, haklarında vergi incelemesi veya takdir işlemleri devam ederken, diğer vergi türlerine ilişkin pişmanlıkla beyanname vermelerine imkân sağlandı.

  • ÇVÖA’na aykırı vergileme iddialarında “Karşılıklı Anlaşma Usulü” ile uzlaşılacak (Mad. 46,47,48,49, 50)

Mükellefler, usulüne uygun yürürlüğe konulmuş çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması hükümlerine aykırı olarak vergilendirildiği veya bu şekilde vergilendirileceğine ilişkin kuvvetli emareler bulunduğu iddiasıyla “Karşılıklı Anlaşma Usulü” hükümlerine göre 1/1/2022 tarihinden İtibaren Gelir İdaresi Başkanlığına başvurabilecek.

  • İmalat Sanayi ve Ar-Ge faaliyetlerine yeni makina ve teçhizat için hızlandırılmış amortisman (Mad. 51)

-Sanayi Sicili Kanununa göre sanayi sicil belgesini haiz mükelleflerce (münhasıran imalat sanayiinde)

– 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu,

-5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun

-6550 sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun

kapsamında faaliyette bulunan mükelleflerce münhasıran Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde kullanılmak üzere, 31.12.2023 tarihine kadar iktisap edilecek yeni makina ve teçhizat ile aynı tarihe kadar yatırım teşvik belgesi kapsamında iktisap edilecek yeni makina ve teçhizat için uygulanacak amortisman oran ve süreleri, Maliye Bakanlığınca bu Kanunun 315 inci maddesine göre tespit ve ilan edilen faydalı ömür sürelerinin yarısı dikkate alınmak suretiyle hesaplanabilecektir. Uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir.

DİĞER KANUNLARDA YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER

  • Yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıkları damga vergisi açısından resmi daire sayıldı (Mad. 53,54)

Damga Vergisi Kanununda değişiklik yapılarak, resmi dairelerin sayıldığı maddeye Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıkları dahil edildi. Böylelikle Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıkları damga vergisi açısından resmi daire statüsünde oldu. Ayrıca, genel ve özel bütçeli idarelere, il özel idarelerine, yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarına, belediyelere ve köylere yapılacak bağışlara ilişkin olarak ilgili idare ile bağışlayanlar arasında düzenlenen kağıtlar damga vergisinden istisna edildi.

  • ÖTV Kanunu 2 sayılı listede değişiklik yapıldı (Mad. 57)

Gümrük tarife cetvelinin farklı pozisyonlarında yer alan ATV (All Terrain Vehicle/her türlü arazide kullanılan araç) ve UTV (Utility Task Vehicle/çok amaçlı hizmet aracı) isimli araç tiplerinin aynı oranda vergilendirmeleri sağlandı. Ayrıca motor silindir hacmine ve özel tüketim vergisi matrahına göre farklı oranlarda vergilendirilen motorlu karavanlarda vergilendirmeye esas tek bir oran belirlendi.

  • Varlık yönetim şirketlerindeki vergi istisnaları yeniden düzenlendi (Mad 58)

Varlık yönetim şirketlerine kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen 5 yıl süresince uygulanan damga vergisi, harç ve KKDF istisnası 1/1/2022 tarihinden itibaren sürekli hale getirildi, söz konusu şirketlere tanınan BSMV istisnası ise kaldırıldı.

  • Yurt dışından getirilecek sermayeye yüksek faiz indirimi (mad 59)

Nakdi sermaye artışından kaynaklanan faiz indirimi müessesesiyle şirketlerin sermaye yapılarının güçlendirilmesi, öz kaynakla finansmanın teşvik edilmesi ve ülkemize yabancı sermaye/yurt dışından kaynak girişinin artırılması amaçlanmaktadır. Bu amaçla nakdi sermaye artışlarının yurt dışından getirilen nakitle karşılanan kısmı için nakdi sermaye oranı yüzde 75 olarak yeniden belirlendi. Bu oran mevcut durumda yüzde 50 olarak uygulanıyordu. Değişiklik, kanunun yayımı tarihinden itibaren madde kapsamında yapılacak nakdi sermaye artışlarına uygulanacaktır.

  • Yatırıma katkı tutarlarının yüzde 10’u vergi borçlarına mahsup edilebilecek (Mad.60)

Yapılan değişiklik ile yatırım yapmak suretiyle hak kazanılan yatırıma katkı tutarlarının, vergi borçlarına mahsup edilmek suretiyle mükelleflere daha hızlı geri dönüşüne imkân sağlandı.

Yatırım teşvik belgesi bazında, yapılan yatırım harcamasına yatırıma katkı oranının uygulanmasıyla
belirlenen tutarın %10’luk kısmı, ÖTV ve KDV hariç diğer vergi borçlarından terkin edilmek suretiyle kullanılabilecektir. Terkin talebinde bulunulabilecek tutar, hak edilen yatırıma katkı tutarından indirimli kurumlar vergisi yoluyla kullanılan yatırıma katkı tutarının düşülmesinden sonra bulunan tutarın yarısından fazla olamayacaktır.  Uygulama 1/1/2022 tarihinden itibaren yapılacak yatırım harcamalarına uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

  • Konaklama Vergisinin uygulaması 1/1/2023 tarihine ertelendi (Mad 61)

7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 9. Maddesi ile gider vergisi kanununa eklenen Konaklama Vergisinin uygulaması 1/1/2023 tarihine ertelenmiştir.

İlgili kanun metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Saygılarımızla,

Yeşim ERTUĞRUL

Yeminli Mali Müşavir

İtimat Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.

TEKLİF FORMU